Ancak düzenlemeler henüz yasalaşmadığı için kamuoyuna yansıyan başlıkların kesinleşmiş hükümler olarak değerlendirilmemesi gerekiyor.
Boşanma ve mal paylaşımı süreçleri ayrılabilir
Yeni düzenlemeyle boşanma davasının; nafaka, velayet ve mal paylaşımı gibi uzun sürebilen uyuşmazlıklardan ayrılması hedefleniyor. Böylece evlilik birliğinin sona ermesine ilişkin kararın daha kısa sürede verilmesi, ekonomik konuların ise ayrı davalarda değerlendirilmesi amaçlanıyor.
Bu sistemin hayata geçirilmesi durumunda tarafların yıllarca boşanma kararını beklemesinin önüne geçilebileceği belirtiliyor. Bununla birlikte nafaka, velayet ve mal paylaşımına ilişkin hakların kendiliğinden ortadan kalkması söz konusu olmayacak.
Mal paylaşımında 5 yıllık süre gündemde
Paketin en dikkat çeken başlıklarından biri, mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan taleplerde uygulanan 10 yıllık zamanaşımı süresinin 5 yıla indirilmesi ihtimali oldu.
Düzenlemenin yasalaşması halinde boşanma kararı kesinleşen kişilerin mal paylaşımına ilişkin taleplerini daha kısa sürede mahkemeye taşıması gerekebilecek. Özellikle daha önce boşanmış ancak henüz mal paylaşımı davası açmamış kişiler açısından geçiş hükümleri belirleyici olacak.
Yeni sürenin eski boşanma kararlarına uygulanıp uygulanmayacağı, devam eden 10 yıllık sürenin korunup korunmayacağı ve sürenin hangi tarihten itibaren hesaplanacağı kanunun nihai metniyle netleşecek.
Bu nedenle “Nasıl olsa 10 yıllık sürem var” düşüncesiyle hareket edilmemesi, dosyanın ve boşanma kararının kesinleşme tarihinin hukuki açıdan incelenmesi önem taşıyor.
Evlilik süresi tek başına paylaşım oranını belirlemeyecek
Mal paylaşımında yalnızca evliliğin kaç yıl sürdüğüne bakılarak otomatik bir oran belirlenmiyor. Bir malın paylaşım kapsamına girip girmediğinin belirlenmesinde şu unsurlar dikkate alınıyor:
- Malın evlilikten önce mi yoksa evlilik sırasında mı edinildiği
- Satın alma bedelinin hangi kaynaktan karşılandığı
- Kredi ödemelerinin hangi gelirle yapıldığı
- Malın miras veya bağış yoluyla kazanılıp kazanılmadığı
- Tarafların mala yaptığı maddi katkılar
- Malın satılması durumunda elde edilen paranın nerede kullanıldığı
- Boşanma öncesinde gerçekleştirilen devir işlemleri
Bu nedenle uzun süren her evlilikte bütün malların doğrudan yarı yarıya paylaşılacağı şeklindeki değerlendirme hukuken doğru kabul edilmiyor.
Çalışmayan eşin hiçbir hakkı olmadığı düşüncesi yanlış
Mal paylaşımında yalnızca eşlerin maaşları veya banka hesaplarına yatırdıkları paralar dikkate alınmıyor. Evin düzeninin sağlanması, çocukların bakımı ve aile yaşamının sürdürülmesine yönelik emek de hukuki değerlendirmelerde önem taşıyor.
Bu nedenle “Eşim çalışmadı, herhangi bir maddi katkı yapmadı ve maldan pay alamaz” yaklaşımı her olay bakımından geçerli değil.
Bununla birlikte malın satın alınmasında miras, bağış, evlilik öncesi birikim veya kişisel bir malın satışından elde edilen para kullanılmışsa bu kaynakların belgelerle ortaya konulması gerekiyor.
Evlilikten önce alınan ev ve araç paylaşılır mı?
Evlilik öncesinde satın alınan ev, araç ve diğer ekonomik değerler kural olarak kişisel mal kabul ediliyor. Bu mallar doğrudan mal paylaşımına dâhil edilmese de bazı durumlarda diğer eş lehine alacak veya katkı talepleri ortaya çıkabiliyor.
Örneğin evlilikten önce krediyle alınan bir evin taksitleri evlilik süresince ortak gelirle ödenmişse, yapılan ödemeler ayrıca değerlendirilebiliyor. Benzer şekilde diğer eşin taşınmazın yenilenmesi, borçlarının kapatılması veya değerinin artırılması için önemli bir katkı sağlaması da hukuki taleplere konu olabiliyor.
Evlilik öncesindeki bir malın evlilik sırasında satılması ve elde edilen paranın yeni bir ev, araç veya yatırım için kullanılması halinde paranın kaynağının takip edilebilmesi büyük önem taşıyor.
Tapunun kimin üzerinde olduğu tek başına yeterli değil
Bir taşınmazın yalnızca eşlerden birinin adına kayıtlı olması, diğer eşin hiçbir hakkı bulunmadığı anlamına gelmeyebilir. Tapu kaydı önemli bir delil olsa da mal paylaşımı yapılırken tek başına belirleyici kabul edilmiyor.
Mahkeme değerlendirmesinde taşınmazın ne zaman satın alındığı, bedelinin nasıl ödendiği, kredi taksitlerinin hangi gelirle karşılandığı ve diğer eşin katkısının bulunup bulunmadığı araştırılabiliyor.
Bu nedenle “Tapu benim üzerimde, eşim hak iddia edemez” düşüncesi her dosya bakımından doğru sonuç vermeyebilir.
Boşanma öncesindeki mal devirleri incelenebilir
Boşanma ihtimalinin ortaya çıkmasının ardından mal varlığının kardeş, arkadaş veya başka bir üçüncü kişinin üzerine geçirilmesi, diğer eşin haklarını her durumda ortadan kaldırmıyor.
Mal kaçırma şüphesi bulunan işlemlerde;
- Devrin ne zaman yapıldığı
- Satış bedelinin gerçek değeri yansıtıp yansıtmadığı
- Paranın gerçekten ödenip ödenmediği
- İşlemin satış mı yoksa gizli bağış mı olduğu
- Malın aile varlığından hangi amaçla çıkarıldığı
gibi hususlar incelenebiliyor.
Gerçek değerinin çok altında gösterilen satışlar veya yalnızca mal paylaşımını engellemek amacıyla gerçekleştirildiği iddia edilen devirler hakkında farklı hukuki yollar gündeme gelebiliyor.
Belgelerin korunması hak kaybını önleyebilir
Boşanma aşamasındaki kişilerin ekonomik varlıklara ilişkin belgeleri düzenli şekilde muhafaza etmesi önem taşıyor. Tapu ve araç kayıtlarının yanı sıra banka hareketleri, kredi ödeme planları, şirket ortaklıkları, yatırım hesapları, miras belgeleri, bağış kayıtları ve satış sözleşmeleri de mal paylaşımının sonucunu etkileyebiliyor.
Boşanma davası ile mal paylaşımı davasının birbirinden farklı süreçler olduğu unutulmamalı. Boşanma kararının verilmesi, tarafların mal varlığına ilişkin bütün taleplerinin otomatik olarak sonuçlandığı anlamına gelmiyor.
- Yargı Paketi’nin yasalaşması halinde özellikle süreler ve geçiş hükümleri yakından takip edilmeli. Nihai kanun metni açıklanmadan zamanaşımının kesin olarak 5 yıla indiğini veya yeni sistemin geçmişte boşanan herkese uygulanacağını söylemek ise mümkün değil.








