Fındıkta bir dokun bin ah işit: Üretici kokarca ve maliyet kıskacında!

TAKİP ET

Fındık üreticisi kokarca ve artan maliyetler arasında sıkıştı Türkiye'nin en önemli tarım ürünlerinden biri olan fındıkta üreticinin yüzü bu sezon da gülmedi. Artan işçilik ve bakım maliyetlerinin yanı sıra kahverengi kokarca zararlısının neden olduğu kalite ve verim kaybı, Karadeniz genelindeki üreticileri zor durumda bıraktı. Fındığını hangi fiyattan ve kime satacağını düşünen çiftçiler, piyasayı düzenleyecek daha güçlü adımlar atılmasını istiyor.

Türkiye’nin dünya fındık üretimindeki güçlü konumuna rağmen üreticiler, her hasat döneminde benzer sorunlarla karşı karşıya kalıyor. Gübre, ilaç, akaryakıt, bahçe bakımı, toplama, taşıma ve kurutma giderlerindeki yükseliş, fındığın üretim maliyetini önemli ölçüde artırıyor.

Sakarya’dan başlayarak Düzce, Zonguldak, Ordu, Giresun, Trabzon, Rize ve Artvin’e kadar uzanan üretim hattında çiftçiler, hasat sonunda elde ettikleri gelirin yaptıkları masrafı karşılamakta yetersiz kaldığını dile getiriyor.

Kahverengi kokarca kaliteyi ve verimi tehdit ediyor

Üreticilerin bu sezon karşı karşıya kaldığı en önemli sorunlardan biri de hızla yayılan kahverengi kokarca oldu. Fındık başta olmak üzere birçok tarım ürününe zarar veren bu istilacı tür, ürünün gelişimini olumsuz etkileyerek içinin boş veya bozuk kalmasına neden olabiliyor.

Zararlının yoğun görüldüğü bahçelerde hem rekoltenin hem de ürün kalitesinin düştüğü belirtiliyor. Hasat edilen fındığın randımanının düşük çıkması ise tüccarın verdiği fiyatın azalmasına ve üreticinin gelir kaybı yaşamasına yol açıyor.

Çiftçiler, bireysel ilaçlama çalışmalarının yeterli olmadığını belirterek kahverengi kokarcayla mücadelenin bölgesel ve koordineli şekilde yürütülmesini talep ediyor. Üreticiler; Tarım ve Orman Bakanlığı, belediyeler, ziraat odaları ve ilgili kurumların ortak bir mücadele programı uygulaması gerektiğini ifade ediyor.

Üretim güçlü, iç tüketim sınırlı

Türkiye’de yıllık fındık üretiminin sezona göre değişmekle birlikte ortalama 700 bin ton seviyelerinde olduğu, iç tüketimin ise yaklaşık 150 bin ton civarında kaldığı belirtiliyor. Üretimin büyük bölümünün ihracata yönelmesi, fındık piyasasını dış talebe ve uluslararası alıcılara daha bağımlı hale getiriyor.

Bu durum, üreticinin pazarlık gücünün zayıfladığı yönündeki tartışmaları da beraberinde getiriyor. Çiftçiler, Türkiye’nin dünya fındık üretiminde lider olmasına rağmen fiyat belirleme konusunda aynı ölçüde etkili olamadığını savunuyor.

Fiskobirlik ve TMO’dan daha güçlü müdahale beklentisi

Geçmişte fındık piyasasında önemli bir konuma sahip olan Fiskobirlik’in etkinliğinin azalması, üreticiyi serbest piyasa koşullarıyla karşı karşıya bıraktı. Toprak Mahsulleri Ofisi’nin açıkladığı alım fiyatları ve uyguladığı politikalar da üreticilerin beklentilerini her zaman karşılayamıyor.

Üreticiler, yalnızca taban fiyat açıklanmasının yeterli olmadığını; alım noktalarının artırılması, ödeme süreçlerinin hızlandırılması ve kalite kaybına uğrayan ürünler için ayrı bir destek modelinin oluşturulması gerektiğini belirtiyor.

Ayrıca fındık fiyatının belirlenmesinde üretim maliyetlerinin, enflasyonun, işçilik ücretlerinin ve ihracat gelirlerinin birlikte değerlendirilmesi talep ediliyor.

Hasat borçla tamamlanıyor

Birçok üretici, bahçe bakımı ve hasat masraflarını borçlanarak veya veresiye karşılıyor. İşçi ücretlerinden patoz maliyetine, çuvaldan nakliyeye kadar pek çok kalemde yaşanan artış, çiftçinin ürününü bekletme imkânını azaltıyor.

Borçlarını ödemek zorunda olan üretici, hasadın hemen ardından ürününü piyasadaki düşük fiyatlara satmak zorunda kalabiliyor. Bu durum, özellikle küçük ve orta ölçekli fındık üreticilerinin gelir kaybını daha da artırıyor.

Fındığa bağlanan hayaller erteleniyor

Karadeniz’de fındık geliri yalnızca tarımsal kazanç olarak görülmüyor. Ailelerin düğün, eğitim, ev tadilatı, borç ödeme ve gelecek planları büyük ölçüde hasattan elde edilecek gelire bağlanıyor.

Ancak düşük fiyat, yüksek maliyet ve zararlıların yol açtığı ürün kaybı nedeniyle birçok aile planlarını ertelemek zorunda kalıyor. Türkülerde neşe ve bereketle anılan fındık, bugün üretici açısından giderek büyüyen ekonomik kaygının sembolü haline geliyor.

Üreticinin beklentisi kalıcı çözüm

Fındık üreticileri, kahverengi kokarcayla kapsamlı mücadele başlatılmasını, üretim maliyetlerini karşılayacak bir fiyat politikasının uygulanmasını ve piyasada üreticinin pazarlık gücünü artıracak kooperatif yapılarının desteklenmesini istiyor.

Karadeniz ekonomisinin temel taşlarından biri olan fındıkta sürdürülebilir üretimin devam edebilmesi için çiftçinin yalnız bırakılmaması gerektiğini vurgulayan üreticiler, yaşadıkları tabloyu şu sözlerle özetliyor:

“Fındığa bir dokun, bin ah işit.”