İstanbul Spine Masters'ın 9'uncusu Acıbadem Kadıköy Hastanesi'nde düzenlendi

TAKİP ET

Omurga cerrahisi alanında uluslararası uzmanları bir araya getiren İstanbul Spine Masters toplantısının 9'uncusu Acıbadem Kadıköy Hastanesi'nde gerçekleştirildi. Avrupa, Asya ve Afrika'dan çok sayıda uzman cerrahın katıldığı toplantıda yeni gelişen teknikler ve cerrahi tecrübeler paylaşıldı.

Omurga cerrahisi alanında uluslararası uzmanları bir araya getiren İstanbul Spine Masters toplantısının 9'uncusu Acıbadem Kadıköy Hastanesi'nde gerçekleştirildi. Avrupa, Asya ve Afrika'dan çok sayıda uzman cerrahın katıldığı toplantıda yeni gelişen teknikler ve cerrahi tecrübeler paylaşıldı.

Omurga cerrahisi alanında uzman ve ileri düzey cerrahların eğitimine yönelik düzenlenen İstanbul Spine Masters toplantısının 9'uncusu Acıbadem Kadıköy Hastanesi'nde yapıldı. Toplantıya Avrupa, Asya ve Afrika başta olmak üzere 12 farklı ülkeden katılımcı ve konuşmacı iştirak etti.

İtalya, Portekiz, Fas, Cezayir, Çin, Almanya, Irak, Özbekistan, Kazakistan ve Kırgızistan'ın da aralarında bulunduğu birçok ülkeden gelen omurga cerrahları toplantıda buluştu. Program kapsamında cerrahlar kendi mesleki tecrübelerini paylaşırken, omurga cerrahisinde yeni gelişen teknikler üzerine sunumlar gerçekleştirildi. Uzman ve uzman üstü seviyedeki hekimlerin eğitimine katkı sunmayı amaçlayan toplantıda, uluslararası bilgi alışverişi sağlanırken farklı ülkelerden katılımcılar arasında mesleki iş birliğinin geliştirilmesi hedeflendi.

Baziler invajinasyonun şu an ve gelecekteki tedavisi altın standartlara oturtulmuş durumda

Baziler invajinasyon tedavisi noktasında hastaların stabil ve instabil olup olmama durumuna bakarak hareket edildiğini aktaran Prof. Dr. Massimiliano Visocchi, şu şekilde konuştu:

Baziler invajinasyon boyundaki 1'inci ve 2'nci kemiğin beyin sapı dediğimiz bölgeden yukarıya doğru bulunması gereken anatomik pozisyondan daha yukarıya çıkması ve bununla birlikte beyin sapı ve omuriliğin basıya maruz kalmasıyla ortaya çıkan klinik bir durumdur. Hastada baş ağrısı, baş dönmesi, kollarda ve bacaklarda ağrı ve kuvvetsizlik gibi şikayetler görülebilir. Baziler invajinasyonu olan her hastayı ameliyat etmiyoruz; bu hastaları sadece radyolojik olarak değerlendirmiyoruz. Cerrahiye aldığımız hastaların tamamı semptomları olan hastalardır. Baziler invajinasyonun şu an ve gelecekteki tedavisi altın standartlara oturtulmuş durumda. Biz Babiller invaginasyonu olan hastaların stabil ya da instabil olup olmadıklarına bakıyoruz; dolayısıyla gelecekte planladığımız tedavi seçenekleri de buna göre belirleniyor. Eğer baziler invajinasyon instabilse, yani boyun hareketleriyle birlikte boyun o kısmı sabit tutamıyorsa C1 ve C2'ye vidalar yerleştirerek oranın kemikleşmesini sağlıyoruz. Ama bileşke noktası stabilse bu bölgeye burun yoluyla ya da ağız yoluyla ulaşarak omurilikteki basıyı ortadan kaldırıyoruz.

Hastaların erken dönem konforları ve kozmetik sonuçları daha iyi

Kritik omurilik ameliyatlarında robotik cerrahi kullanımının henüz mümkün olmadığını dile getiren Beyin, Sinir ve Omurga Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Zileli, Özellikle dejenatif omurga hastalıklarında ve bazı küçük tümörlerde bu yaklaşımı kullanıyoruz. Kullandığımız yöntemlerde kaslara zarar vermediğimiz için hastaların ameliyat sonrası konforları da daha iyi oluyor ve daha çabuk ayağa kalkıp normal yaşamlarına dönebiliyorlar. Aslında endoskopik ve tüp rehberli cerrahilere hastalar tarafından da çok büyük bir ilgi var. Fakat şunu söylememiz lazım: uzun dönem sonuçları arasında bir fark yok. Ama tabii ki erken dönem konforları daha iyi ve kozmetik sonuçları da daha iyi. Özellikle robotik cerrahilerde navigasyon çok yaygın olarak kullanılıyor ancak şu an için değil; belki ileride yaygınlaşabilir çünkü robotların kemik diseksiyonu yapması lazım ve bunu henüz yapamıyorlar. Çünkü burada içinde son derece kıymetli omurilik ve sinirlerin olduğu bir kemik kanalının içine girmeniz lazım; o kanalı güvenli bir şekilde açmanın robotlar tarafından yapılması henüz mümkün değil dedi.

Sagittal denge konsepti ileride ortaya çıkabilecek komplikasyonların da önüne geçebilmemizi sağlıyor

Dr. Mohammed Zohaır, omurilik tedavilerinde daha kapsamlı bir tespit sağlayabilen sagittal denge konseptine ilişkin şu ifadelere yer verdi:

Sagittal denge yeni bir konsept. Özellikle hastanın başını gövdesinin üzerinde tutması üzerine son dönemlerde geliştirilmiş bir yöntem. Eskiden boynunda ve sırtında şiddetli ağrıları olan hastaları şu an sagittal denge konseptiyle değerlendiriyoruz. Yorulan omurgayı kalçanın üzerinde tutmak için harcadığı enerjinin neden kaynaklı olduğunu artık tespit ederek buna göre bir cerrahi planlama yapabiliyoruz. Sagittal denge konsepti öncesi biz sadece sorunun olduğu bölgeye odaklanıyorduk; artık omurganın tamamına bakma fırsatımız var. Dolayısıyla biz bu ameliyatlarda hastalarda sorunun etkilediği bölge dışında global olarak değerlendiriyoruz. Ameliyatlarda hastaların hangi bölümlerinin füzyona katılması gerektiğini bu konsept ile belirleyebiliyoruz. Bu konsepti biliyor olmak ileride ortaya çıkabilecek komplikasyonların da önüne geçebilmemizi sağlıyor. Gelecekte yapay zeka da sagittal denge konseptine kesinlikle dahil olacaktır. Bizler için hastanın fenotipleri cerrahi öncesi planlamalarımızı değiştiren şeyler ve yapay zeka geliştikçe bu konsept de gelişecek ve planlamalarımızı buna göre belirlememize de yardımcı olacak.

'Ameliyat olamazsın, riskleri çok fazla' denilen hastalar da gelişen tekniklerle birlikte artık ameliyat edilebilir hale geldi

Prof Dr. Onur Yaman, ileri tedavi yöntemleriyle birlikte artık omurga gelişiminde sıkıntı olan pek çok ileri yaştaki hastanın da tedavi edilebildiğini aktararak, Biz omurgada ciddi eğriliği olan hastalarda bu eğriliği düzeltmek için omurganın belirli bölümlerinden kemik çıkartıyoruz. Özellikle çocukluk döneminde omurganın yarım geliştiği hastalarda ilerleyen dönemlerde kifoz ya da skolyoz gelişebiliyor. Bunu yine erken dönemde tespit ettiğimizde hastalarda omurgasını düzeltmemiz gerekli olabiliyor. Bunun dışında özellikle daha yaşlı ve 'Ameliyat olamazsın, riskleri çok fazla' denilen hastalar da gelişen anestezi ve cerrahi teknikleriyle birlikte artık ameliyat edilebilir hale geldi. Dolayısıyla 70-80 gibi ileri yaş gruplarında da bu teknikleri kullanarak ameliyatlar yapabiliyoruz. Buradaki en önemli soru, 'Hangi hastayı ameliyat etmeliyiz, hangisini etmemeliyiz?' Eğer cerrahi bir karar verdiysek cerrahi sonrasındaki görüntüleri de kabaca biliyor olmamız lazım ki bu ameliyatları yapabilelim. Elimizde mevcut olan yazılımlarla birlikte yaptığımız cerrahi planlamalarla hastanın omurga dizilimini ve duruşunu biz cerrahi öncesi daha ameliyatı yapmadan kabaca bilebilmekteyiz. Dolayısıyla yeni teknolojilerin cerrahi pratiğine girmesi hastanın yaşam kalitesini de arttırmaktadır şeklinde konuştu.