Marka Tescilinde Yeni Dönem: 45 Sınıf Şartı
E-Ticaret ve Fiziksel Mağazalara Yeni Dönem: Marka Tescilinde Sınıf Hatasına Yer Yok Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT), 2026 yılı itibarıyla marka tescil başvurularında önemli bir değişikliğe imza attı. Resmi Gazete'de yayımlanan yeni 'Mal ve Hizmet Listesi' ile marka başvurularında sınıf karmaşasının önüne geçilmesi hedefleniyor. Özellikle hem fiziksel mağazası hem de internet sitesi bulunan işletmeler için bu düzenleme kritik önem taşıyor.
Yeni tebliğle birlikte ticari faaliyetler uluslararası standartlara uygun şekilde 45 ana sınıf altında toplandı. Böylece girişimcilerin ve şirketlerin marka başvurusu yaparken yanlış sınıf seçmesi nedeniyle yaşayabileceği hak kayıplarının önüne geçilmesi amaçlanıyor.
45 Sınıflı Yeni Sistem Nasıl İşleyecek?
Güncellenen sistemde faaliyet alanları iki temel kategoriye ayrılıyor:
1–34. Sınıflar: Üretilen Mallar
Fiziksel olarak üretilen ve satışı yapılan tüm ürünler bu grupta yer alıyor. Tekstil ürünlerinden elektronik cihazlara, kozmetikten makine ekipmanlarına kadar geniş bir yelpaze bu sınıflar içinde değerlendiriliyor. Bir ürünü imal eden veya markasıyla piyasaya sunan işletmelerin bu sınıflardan başvuru yapması gerekiyor.
35–45. Sınıflar: Sunulan Hizmetler
Perakende mağazacılık, e-ticaret hizmetleri, yazılım geliştirme, eğitim, sağlık, lojistik ve danışmanlık gibi hizmet faaliyetleri bu grupta yer alıyor. Özellikle internet üzerinden satış yapan firmaların hem ürün hem de hizmet sınıflarını doğru analiz etmesi gerekiyor.
Yanlış Sınıf Seçimi Ne Anlama Geliyor?
Marka tescilinde en sık yapılan hatalardan biri faaliyet alanına uygun olmayan sınıfta başvuru yapılmasıydı. Bu durum, markanın koruma kapsamının daralmasına ya da benzer bir markayla çakışma riskine yol açabiliyordu. Yeni düzenlemeyle birlikte hangi ürün ve hizmetin hangi sınıfta yer aldığı daha net tanımlandı.
Uzmanlara göre doğru sınıf seçimi, markanın hukuki güvencesi açısından temel unsur. Özellikle e-ticaret yapan işletmelerin yalnızca sattıkları ürünü değil, “perakende satış hizmeti” sınıfını da değerlendirmesi gerekiyor.
2026 Sürecinde Dikkat Çeken Değişiklikler
Daha Hızlı İnceleme: Uluslararası sınıflandırma sistemine tam uyum sayesinde değerlendirme süreçlerinin kısalması bekleniyor.
Dijital Faaliyetlere Özel Başlıklar: Yazılım, mobil uygulama ve dijital platform hizmetleri için daha net alt tanımlar eklendi.
Yurt Dışı Tescilde Kolaylık: Madrid Protokolü kapsamında yapılan başvurularda sınıf uyumsuzluğundan kaynaklanan sorunların azaltılması hedefleniyor.
E-Ticaret Yapanlar Özellikle Dikkat
Hem ürün satışı yapan hem de dijital hizmet sunan işletmelerin tek bir sınıfla yetinmesi artık yeterli olmayabilir. Örneğin kendi markasıyla ürün üreten bir firma, aynı zamanda online satış hizmeti sunuyorsa hem ürün hem de hizmet sınıfında koruma sağlamalı.
Yeni sistem, başvuru sürecini sadeleştirirken hatalı başvuruların önüne geçmeyi amaçlıyor. Ancak doğru sınıf analizi hâlâ başvuru sahibinin sorumluluğunda. Bu nedenle marka tesciline hazırlanan girişimcilerin faaliyet alanlarını detaylı biçimde değerlendirmesi gerekiyor.
2026 itibarıyla marka başvurularında “yanlış sınıf” mazereti neredeyse ortadan kalkıyor. İşletmeler için artık asıl mesele, faaliyet alanını doğru tanımlayıp markayı en geniş kapsamda güvence altına almak olacak.