Adli Bilişim Uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık, kullanıcıların sisteme yalnızca bir fotoğraf değil, değiştirilemez nitelikteki biyometrik verilerini de sunduğunu belirterek önemli uyarılarda bulundu.
Fotoğrafla birlikte yüz verileri de aktarılıyor
80’ler akımına katılan kullanıcılar, yapay zekâ uygulamalarına yükledikleri fotoğraflarla saç modellerini, kıyafetlerini, arka planı ve görüntünün renklerini dönemin tarzına uygun hâle getiriyor. Ancak fotoğrafın işlenebilmesi için sistem; yüz hatları, gözler, burun, çene yapısı ve kişiyi diğer insanlardan ayıran çeşitli görsel özellikleri analiz ediyor.
Prof. Dr. Ali Murat Kırık, sıradan görünen bir fotoğrafın dijital ortamda kapsamlı bir kişisel veri setine dönüşebileceğine dikkat çekti. Kullanıcının farklı tarihlerde ve açılarda çekilmiş çok sayıda fotoğraf yüklemesi ise daha ayrıntılı bir yüz profilinin oluşturulmasına zemin hazırlayabiliyor.
“Şifrenizi değiştirebilirsiniz, yüzünüzü değiştiremezsiniz”
Yüz bilgisinin biyometrik veri niteliğinde olduğunu vurgulayan Kırık, bu verilerin korunmasının şifre veya telefon numarası gibi diğer kişisel bilgilerden daha kritik olduğunu ifade etti.
Şifrelerin ve telefon numaralarının gerektiğinde değiştirilebildiğini ancak kişinin yüzünü değiştirmesinin mümkün olmadığını belirten Kırık, biyometrik verilerin kötü niyetli kişilerin eline geçmesi durumunda ortaya çıkabilecek zararın kolayca giderilemeyeceğini söyledi.
Deepfake ve kimlik taklidi riski
Yapay zekâ teknolojilerindeki hızlı gelişmeler, yüklenen fotoğrafların yalnızca nostaljik görüntüler oluşturmak amacıyla kullanılmayabileceği endişesini beraberinde getiriyor. Yüzün açık ve yüksek çözünürlüklü şekilde göründüğü fotoğraflar; gerçekçi sahte görüntüler, kimlik taklidi ve itibar saldırıları için kullanılabilir.
Kötü niyetli kişiler, elde ettikleri yüz verileriyle kullanıcıları hiç bulunmadıkları bir ortamdaymış gibi gösteren içerikler üretebilir. Özellikle farklı açılardan çekilmiş çok sayıda fotoğrafın çeşitli platformlara yüklenmesi, deepfake içeriklerin daha gerçekçi hazırlanmasına imkân sağlayabilir.
Fotoğrafın arka planı da kişisel bilgi taşıyor
Risk yalnızca yüz verileriyle sınırlı kalmıyor. Fotoğrafların arka planında yer alan ev, okul, iş yeri, araç plakası veya konumu belli edebilecek ayrıntılar da istemeden paylaşılabiliyor. Ayrıca karede bulunan aile bireyleri, çocuklar ve üçüncü kişilerin yüzleri de onların bilgisi ve izni olmadan sisteme aktarılabiliyor.
Uzmanlar, özellikle çocukların yer aldığı fotoğrafların yapay zekâ uygulamalarına yüklenmesi konusunda çok daha dikkatli davranılması gerektiğini belirtiyor.
Gizlilik politikası mutlaka incelenmeli
Kullanıcıların fotoğraf yüklemeden önce uygulamanın gizlilik politikasını ve kullanım koşullarını kontrol etmesi gerekiyor. Verilerin nerede saklandığı, ne kadar süre tutulduğu, üçüncü kişilerle paylaşılıp paylaşılmadığı ve yapay zekâ modellerinin geliştirilmesinde kullanılıp kullanılmadığı araştırılmalı.
Fotoğrafın işlem tamamlandıktan sonra otomatik olarak ve kalıcı biçimde silindiği varsayılmamalı. Bu konuda ancak uygulamanın açıkladığı veri saklama ve silme politikaları üzerinden değerlendirme yapılabilir.
“İnternette zaten var” düşüncesi yanıltabilir
Bir fotoğrafın daha önce sosyal medyada paylaşılmasıyla yapay zekâ sistemine yüklenmesi aynı işlemi ifade etmiyor. Sosyal medyada yayımlanan görüntü kullanıcılar tarafından görüntülenirken, yapay zekâ uygulamasına aktarılan fotoğraf sistem tarafından analiz ediliyor, işleniyor ve yeni içeriklerin üretilmesinde kullanılabiliyor.
Prof. Dr. Kırık, yapay zekâ teknolojilerinden tamamen uzak durulması gerektiğini söylemediklerini ancak kullanıcıların hangi fotoğrafı, hangi uygulamaya ve hangi izinlerle yüklediklerini bilerek hareket etmeleri gerektiğini vurguladı.
Birkaç saniyelik eğlenceli bir işlem, dijital ortamda uzun süre kalabilecek bir veri izine dönüşebilir. Uzmanlara göre yapay zekânın kişiyi 80’lerde nasıl göstereceğinden önce, bugün sisteme verilen yüz verilerinin gelecekte nerelerde kullanılabileceğinin düşünülmesi gerekiyor.









