Yükselişi tetikleyen faktörler
Altındaki sert ralli; ABD Merkez Bankası’nın faiz indirim sürecine girmesi, doların zayıflaması, enflasyon beklentileri ve artan jeopolitik risklerin birleşimiyle şekillendi. Bununla birlikte piyasalarda sıkça dile getirilen bir başka başlık da Donald Trump’ın ikinci kez iktidara gelişi oldu. Trump yönetiminin ABD’nin küresel rolünü yeniden tanımlayan söylemleri, dolar merkezli finansal düzene dair soru işaretlerini artırdı. Bu tablo, altın gibi sınırlı arzlı varlıklara yönelimi hızlandırdı.
Merkez bankaları sahnede ama temposu düştü
2025’te en çok konuşulan aktörler merkez bankaları olsa da alım hızında önceki yıla göre bir yavaşlama görüldü. Yıl genelinde net yaklaşık 900 tonluk altın alımı gerçekleşti. 2024’te 1.045 tonla kırılan rekorun gerisinde kalınsa da Polonya, Çin, Türkiye ve Kazakistan gibi ülkelerin alımları dikkat çekti. Bu hamleler, rezerv çeşitlendirme ve de-dolarizasyon stratejilerinin sürdüğünü gösterdi.
Asıl ivme ETF’lerden geldi
Fiyatları asıl yukarı taşıyan unsur ise borsa yatırım fonları (ETF) oldu. Özellikle ABD ve Avrupa merkezli kurumsal yatırımcıların yoğun ilgisiyle küresel altın ETF’lerine 2025 boyunca 800 tonu aşan net giriş yaşandı. Önceki iki yılda zayıf kalan ETF talebinin bu denli güçlenmesi, rallinin hızlanmasında belirleyici rol oynadı.
Bireysel yatırımcı talebi istikrarlı
Külçe ve madeni para tarafında bireysel yatırımcılar da piyasada aktifti. Çeyrekler boyunca 300 tonun üzerinde seyreden talep, yıl genelinde yaklaşık 1.200 tona ulaştı. Özellikle Çin ve Hindistan kaynaklı alımlar öne çıkarken, bu talep daha çok istikrarlı bir destek unsuru olarak değerlendirildi.
Önümüzdeki dönemde ne bekleniyor?
Trump yönetiminin ABD’nin altın ve benzeri parasal varlıklara daha fazla önem vereceğine dair verdiği sinyaller, yalnızca altın değil, diğer emtia ve değer saklama araçlarında da beklentileri etkiliyor. Nitekim COMEX piyasasında ABD’li bankaların gümüşte uzun pozisyona geçmesi de bu algıyı güçlendirdi.
Küresel ölçekte artan jeopolitik belirsizlikler, ticaret savaşları ve deglobalizasyon eğilimleri; stagflasyon ve resesyon risklerini gündemde tutuyor. ABD’nin doların rezerv para rolünü zamanla zayıflatabileceği düşüncesi, altınla birlikte Bitcoin gibi sınırlı arzlı varlıklara ilgiyi canlı tutuyor.
Kısa vadede fiyatlarda dalgalanmalar kaçınılmaz olsa da, Fed politikaları, jeopolitik gelişmeler, enflasyon görünümü ve doların seyri altının yönünü belirlemeye devam edecek. Talep cephesinde ciddi bir kırılma yaşanmadığı sürece, 2025’te görülen rekorların piyasalarda daha uzun süre konuşulması bekleniyor.










