Antalya’da düzenlenen ve çocuk sağlığı alanında önemli başlıkların ele alındığı kongrede konuşan Çocuk Romatoloji Uzmanı Prof. Dr. Kenan Barut, dijital bağımlılığın çocukların kas ve iskelet sistemi üzerinde ciddi etkiler oluşturduğunu vurguladı. Barut, normal şartlarda 40’lı yaşlardan sonra görülmesi beklenen boyun fıtığının artık 8 yaşındaki çocuklarda bile teşhis edilebildiğini belirtti.
BAŞ EĞİLDİKÇE YÜK KATLANIYOR
Uzmanlara göre sorunun temelinde yanlış duruş alışkanlıkları yer alıyor. Baş dik konumdayken boyun bölgesine binen yük ortalama 4-5 kilogram civarındayken, telefon ya da tablet kullanımı sırasında başın öne eğilmesi bu yükü kat kat artırıyor. Yapılan değerlendirmelerde bu baskının 25-30 kilograma kadar çıkabildiği ifade ediliyor. Bu durum uzun vadede omurga yapısını zorlayarak kalıcı hasarlara yol açabiliyor.
“TEKNO BOYUN” VAKALARI ARTIYOR
Uzmanlar, bu tabloyu artık “tekno boyun” olarak tanımlıyor. Sürekli ekran karşısında vakit geçiren çocuklarda yalnızca boyun ağrısı değil; omuz, sırt ve eklem problemleri de giderek yaygınlaşıyor. Duruş bozuklukları, ilerleyen yaşlarda daha ciddi ortopedik sorunların habercisi olabiliyor.
HAREKETSİZLİK YENİ SORUNLARI BERABERİNDE GETİRİYOR
Dijital bağımlılığın bir diğer sonucu ise fiziksel aktivitenin azalması. Uzmanlar, çocukların yeterince hareket etmemesinin kas gelişimini olumsuz etkilediğini ve bunun da eklem ağrılarını artırdığını belirtiyor. Özellikle dışarıda oyun oynamayan çocuklarda düztabanlık gibi problemler daha sık görülmeye başlandı.
GÜNDE EN AZ 1 SAAT HAREKET ŞART
Çocuk sağlığı uzmanları, ekran süresinin sınırlandırılmasının yanı sıra fiziksel aktivitenin artırılması gerektiğine dikkat çekiyor. Uluslararası sağlık kuruluşlarının önerilerine göre çocukların her gün en az 60 dakika aktif hareket etmesi gerekiyor. Ancak günümüzde birçok çocuk bu sürenin çok altında kalıyor.
AİLELERE VE OKULLARA BÜYÜK GÖREV DÜŞÜYOR
Uzmanlar, bu sorunun çözümünde yalnızca çocukların değil, ailelerin ve eğitim kurumlarının da sorumluluk alması gerektiğini belirtiyor. Ekran kullanım süresinin kontrol altına alınması, doğru oturma alışkanlıklarının kazandırılması ve düzenli egzersiz yapılması, alınabilecek en temel önlemler arasında yer alıyor.
Giderek yaygınlaşan bu tablo, teknolojinin bilinçsiz kullanımının çocuk sağlığı üzerindeki etkilerini bir kez daha gözler önüne seriyor. Erken yaşta ortaya çıkan bu tür rahatsızlıkların önüne geçmek için hem bireysel hem de toplumsal düzeyde adımlar atılması gerektiği vurgulanıyor.












