Kararla birlikte kadının maddi ve manevi tazminat almasının önü açıldı.
Boşanma süreciyle ilgili dikkat çeken karar, şiddetli geçimsizlik nedeniyle karşılıklı boşanma davası açan bir çiftin dosyasında verildi. İlk derece mahkemesi, tarafların evliliğin sona ermesinde eşit derecede kusurlu olduğuna hükmederek boşanmalarına karar verdi. Aynı kararda, kadının talep ettiği maddi ve manevi tazminat istemleri ise reddedildi.
İlk iki mahkeme aynı görüşte kaldı
Karara itiraz eden kadın, dosyayı istinafa taşıdı. Bölge Adliye Mahkemesi de ilk derece mahkemesinin değerlendirmesini hukuka uygun bularak kararı onadı. Bunun üzerine dosya temyiz edilerek Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin önüne geldi.
Yargıtay kusur değerlendirmesini değiştirdi
Dosyadaki delilleri yeniden inceleyen Yargıtay, erkeğin evlilik birliğindeki davranışlarının çok daha ağır sonuçlar doğurduğunu belirledi.
Kararda, erkeğin;
- Düzenli bir iş hayatına sahip olmadığı,
- Çalıştığı dönemlerde elde ettiği geliri evin ihtiyaçları için kullanmadığı,
- Eve sürekli geç saatlerde geldiği,
- Çocuklarının cebindeki harçlıkları izinsiz aldığı,
- Eşine hakaret ettiği,
- Fiziksel şiddet uyguladığı
tespitlerine yer verildi.
Yargıtay, bu davranışların evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olduğunu belirterek erkeğin "ağır kusurlu" olduğuna hükmetti.
Kadının davranışı tek başına ağır kusur sayılmadı
Dosyada kadının ise eşinin iş yerine giderek çalışma arkadaşlarının yanında onu küçük düşürdüğü belirlendi. Ancak yüksek mahkeme, bu davranışın tek başına ağır kusur oluşturmadığını değerlendirerek kadını "az kusurlu" kabul etti.
Tazminat hakkı doğdu
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, boşanmaya neden olan olaylarda kusur dağılımının doğru yapılmadığına karar vererek Bölge Adliye Mahkemesi'nin kararını kaldırdı.
Yüksek Mahkeme, ağır kusurlu bulunan erkeğin, daha az kusurlu olan eşine uygun miktarda maddi ve manevi tazminat ödemesi gerektiğine hükmetti. Dosya, bu doğrultuda yeniden değerlendirilmek üzere ilgili mahkemeye gönderildi.
Boşanma davaları için emsal niteliğinde
Uzmanlara göre karar, yalnızca fiziksel şiddetin değil, aile bütçesine katkı sağlamamak, kazancı ev için kullanmamak ve çocukların ekonomik haklarını ihlal etmek gibi davranışların da boşanma davalarında önemli bir kusur unsuru olarak değerlendirileceğini ortaya koyuyor. Kararın, benzer uyuşmazlıklarda emsal olarak dikkate alınması bekleniyor.







