Borç ile birikim arasındaki yaklaşık 42 milyar liralık fark, kredi kullanımındaki artışın hız kesmediğini ortaya koyarken, takipteki kredi miktarındaki yükseliş de dikkat çekti.
Kredi hacmi 213 milyar lirayı aştı
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre Sakarya'da kullanılan nakdi ve gayrinakdi kredilerin toplam hacmi 213 milyar liranın üzerine çıktı. Bunun 207,5 milyar liralık kısmını vatandaşlar, esnaf ve şirketlerin kullandığı doğrudan kredi borçları oluşturdu.
Uzmanlar, son yıllarda yükselen finansman maliyetleri, ticari faaliyetlerdeki kredi ihtiyacı ve bireysel kredi kullanımındaki artışın bu tabloyu oluşturduğunu değerlendiriyor.
Takipteki kredi miktarı 6 milyar liraya dayandı
Borçluluk artarken geri ödemelerde yaşanan sıkıntılar da rakamlara yansıdı. Sakarya'da bankaların yasal takibe aldığı kredi miktarı yaklaşık 6 milyar lira seviyesine ulaştı.
Takipteki krediler; ödemesi geciken bireysel krediler, ticari krediler ve çeşitli finansman borçlarını kapsıyor. Bu rakam, kentte ödeme güçlüğü yaşayan kişi ve işletme sayısının da arttığını gösteriyor.
Bankalarda 165,5 milyar liralık birikim bulunuyor
Borç rakamlarının yanı sıra Sakaryalıların bankalarda tuttuğu tasarruf miktarı da yükselmeye devam etti.
2026 yılının ilk yarısı itibarıyla kentteki toplam mevduat 165 milyar 502 milyon liraya ulaştı.
Mevduatın büyük bölümünü ise vatandaşların bireysel tasarrufları oluşturdu.
- Vatandaşların tasarruf hesapları: 115 milyar lira
- Kalan bölüm ise şirketler, ticari işletmeler ile TL ve döviz hesaplarından oluştu.
Borç, mevduatı geride bıraktı
Veriler, Sakarya'da kredi kullanımının tasarrufların önünde ilerlediğini gösteriyor. Toplam kredi borcu 207,5 milyar lira, toplam mevduat ise 165,5 milyar lira seviyesinde bulunuyor.
Bu da kentte bankalara olan kredi borcunun, bankalardaki toplam birikimden yaklaşık 42 milyar lira daha fazla olduğu anlamına geliyor.
Ekonomistler, kredi kullanımındaki artışın üretim ve ticaret açısından önemli olduğunu belirtirken, takipteki kredi miktarındaki yükselişin ise ödeme dengesi açısından yakından izlenmesi gereken bir gösterge olduğuna dikkat çekiyor. Özellikle faiz oranları, enflasyon ve ekonomik aktivitedeki gelişmelerin önümüzdeki aylarda hem kredi hacmini hem de tasarruf eğilimini doğrudan etkilemesi bekleniyor.









