Dünyagöz Hastaneler Grubu tarafından hayata geçirilen sistem, İngiltere ve Almanya'nın ardından dünyada üçüncü, Türkiye'de ise ilk kez hastaların hizmetine sunuluyor. Uzmanlar, yeni teknolojinin glokom tedavisinde önemli bir alternatif oluşturabileceğini belirtiyor.
GLOKOM SESSİZCE İLERLİYOR
Glokom, göz içerisindeki sıvı basıncının yükselmesi sonucu optik sinirde meydana gelen hasarla ortaya çıkıyor. Hastalık ilk evrelerde çoğu zaman herhangi bir belirti göstermediği için "sessiz körlük" ya da "sessiz görme hırsızı" olarak tanımlanıyor.
Tedavi edilmediği takdirde görme alanında daralmaya neden olan hastalık, ilerleyen süreçte kalıcı görme kaybıyla sonuçlanabiliyor. Uzmanlar bu nedenle düzenli göz kontrollerinin hayati önem taşıdığına dikkat çekiyor.
DÜNYADA MİLYONLARCA KİŞİYİ ETKİLİYOR
Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre 2020 yılında yaklaşık 76 milyon kişi glokom hastalığıyla mücadele etti. Yaşlı nüfusun artmasıyla birlikte bu sayının 2040 yılında 111 milyonun üzerine çıkması bekleniyor.
Küresel hastalık yükü araştırmalarına göre ise milyonlarca kişi glokom nedeniyle görme yetisini tamamen kaybetmiş durumda. Uzmanlar, glokomun günümüzde geri dönüşü olmayan körlüğün en önemli nedenlerinden biri haline geldiğini vurguluyor.
FLigHT TEKNOLOJİSİ NASIL ÇALIŞIYOR?
Yeni nesil FLigHT (Femtosecond Laser Image-Guided High-Precision Trabeculotomy) teknolojisi, femtosaniye lazer ve yüksek hassasiyetli görüntüleme sistemlerini bir araya getiriyor.
Uygulama sırasında lazer desteğiyle gözün doğal sıvı tahliye sisteminde mikroskobik kanallar oluşturuluyor. Böylece göz içi sıvısının daha sağlıklı şekilde dolaşması ve basıncın düşürülmesi hedefleniyor.
Teknolojinin en dikkat çeken özelliği ise cerrahi kesi gerektirmemesi. İşlem sırasında göz açılmıyor ve korneada herhangi bir kesik oluşturulmuyor. Ayrıca yöntem, katarakt ameliyatından bağımsız olarak da uygulanabiliyor.
"HER HASTAYA AYNI TEDAVİ UYGUN DEĞİL"
Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ümit Aykan, glokom tedavisinde kişiye özel yaklaşımın önemine dikkat çekti.
Aykan, glokomda kaybedilen görmenin çoğu zaman geri getirilemediğini belirterek erken teşhisin kritik rol oynadığını söyledi. Tedavi planının hastalığın seviyesi, göz yapısı ve hastanın genel durumuna göre belirlenmesi gerektiğini ifade eden Aykan, FLigHT teknolojisinin uygun hastalar için yeni ve ileri düzey bir seçenek sunduğunu kaydetti.
EKRAN KULLANIMI GLOKOM RİSKİNİ ARTIRIYOR MU?
Son yıllarda akıllı telefon, tablet ve bilgisayar kullanımındaki artış göz sağlığı üzerindeki etkileri yeniden gündeme taşıdı.
Japonya'da gerçekleştirilen ve 727 binden fazla kişinin incelendiği geniş kapsamlı bir araştırmada, uzun süre ekran başında kalan bireylerde primer açık açılı glokom riskinin daha yüksek olduğu tespit edildi.
Araştırmacılar ekran kullanımının özellikle miyopi gelişimini artırabildiğini, miyopinin de glokom açısından önemli bir risk faktörü olduğunu belirtiyor. Ancak uzmanlar, mevcut bilimsel verilerin ekran kullanımının doğrudan glokoma neden olduğunu kesin olarak kanıtlamadığını ifade ediyor.
KİMLER RİSK ALTINDA?
Uzmanlara göre aşağıdaki grupların düzenli göz muayenelerini ihmal etmemesi gerekiyor:
- 40 yaş ve üzerindeki bireyler
- Ailesinde glokom öyküsü bulunanlar
- Yüksek göz içi basıncına sahip kişiler
- İleri derecede miyop olanlar
- Diyabet hastaları
- Uzun süreli kortizon kullananlar
ERKEN TANI GÖRMEYİ KURTARIYOR
Uzmanlar, glokomun tamamen önlenemeyen ancak erken teşhis edildiğinde kontrol altına alınabilen bir hastalık olduğuna dikkat çekiyor. Düzenli göz kontrolleri sayesinde hastalık erken evrede tespit edilebiliyor ve kalıcı görme kaybının önüne geçilebiliyor.
Türkiye'de ilk kez uygulanacak FLigHT teknolojisinin de bu mücadelede yeni bir dönemin kapısını aralayacağı değerlendiriliyor. Özellikle kesi gerektirmeyen yapısı ve yüksek hassasiyetli lazer sistemi sayesinde glokom hastalarına daha konforlu ve modern bir tedavi alternatifi sunması bekleniyor.






