Anadolu’da yüzyıllardır kullanılan halk takviminde Zemheri, kışın en keskin soğuklarının yaşandığı dönem olarak biliniyor. Ayazın sertleştiği, gecelerin dondurucu geçtiği bu süreçte özellikle ocak ayının ortaları en soğuk günler olarak anılıyor. 18 Ocak, geleneksel anlatılarda “kışın zirvesi” olarak öne çıkıyor.
Zemheri’nin bitmesiyle birlikte Hamsîn dönemi başladı. Arapçada “50” anlamına gelen Hamsîn, kışın ikinci bölümü olarak kabul ediliyor. Bu süreçte hava tamamen ısınmıyor; ancak dondurucu soğukların yerini daha değişken ve dalgalı bir hava yapısı alıyor. Soğuk günler zaman zaman etkisini gösterse de, doğa yavaş yavaş bahara hazırlanıyor.
Hamsîn kavramı farklı coğrafyalarda farklı anlamlarla da kullanılıyor. Özellikle Mısır’da mart ile mayıs ayları arasında etkili olan sıcak ve tozlu rüzgârlar da “Hamsîn” adıyla biliniyor. Bu rüzgârlar “Semûm” olarak da anılıyor ve 50 gün sürdüğüne inanılıyor.
Halk takviminde bu geçiş dönemi, baharın habercisi olan cemrelerle birlikte anlam kazanıyor. Hamsîn’in sonlarına doğru havaya, suya ve toprağa düştüğüne inanılan cemreler, doğanın uyanışını simgeliyor. Zemheri’nin bitmesiyle birlikte kış henüz sona ermese de, en sert günlerin arkada kaldığı kabul ediliyor.











