BDDK verileri, toplam kredi borçlarında yüzde 44’lük artışa işaret ederken takibe düşen borçların yüzde 100’ü aşması dikkat çekiyor. Ölmez’e göre bu tablonun en önemli nedenlerinden biri, kredi kartlarında “asgari ödeme” ile borcun yönetilebileceği yanılgısı. Yapılan saha çalışmaları, kredi kartı borçlarının yaklaşık yüzde 30’unun yalnızca asgari ödeme kaynaklı olduğunu gösteriyor.
Aylık %4,5, yıllık %54 maliyet
Asgari ödeme, borcun tamamını kapatmak yerine yalnızca kartın kapatılmamasını sağlıyor. Geriye kalan tutar ise faiz ve vergilerle bir sonraki aya devrediliyor. Ölmez, bu mekanizmanın aylık yaklaşık yüzde 4,5, yıllık ise yüzde 54’e varan bir maliyet yarattığını vurguluyor. Yani tüketici yeni harcama yapmasa bile borcu her ay büyüyor.
Yapılandırma neden çözüm olmuyor?
Kredi kartı borçlarına sunulan yapılandırmalar kısa vadede nefes aldırsa da kalıcı çözüm sunmuyor. Çünkü borç, daha uzun vadeye ve çoğu zaman daha yüksek faizle öteleniyor. Üstelik yapılandırmanın verdiği psikolojik rahatlıkla kart limiti yeniden kullanılmaya devam ediliyor ve eski borca yeni borç ekleniyor.
Borçlanan profil değişti
Son bir yılda özellikle ihtiyaç kredilerinde yüzde 36’lık artış görülürken, konut kredileri yükseldi, taşıt kredileri geriledi. Uzmanlara göre bu değişimde gelir yetersizliği, hayat pahalılığı, online krediye kolay erişim ve finansal planlama eksikliği belirleyici oldu.
“Asgari ödeme fiilen faizli kredidir”
Ölmez, asgari ödeme yapan bir tüketicinin fiilen yüksek faizli kredi kullandığını belirtiyor. Gelirin zorunlu giderlere yetmediği noktada kart ödemeleri aksıyor; bu da takibe giden süreci hızlandırıyor. Örnek olarak, kredi kartıyla alınan temel bir gıda ürününün maliyetinin faizle birlikte ciddi şekilde arttığını hatırlatıyor.
Çözüm nerede?
Uzmanlar, ilk adımın bireysel finansal analiz olduğunu söylüyor. Gelir–gider dengesinin dürüstçe yapılması, tüketim alışkanlıklarının gözden geçirilmesi ve asgari ödeme rahatlığından uzak durulması gerektiği vurgulanıyor. Öte yandan kamu otoritesinden, tüketici davranışlarını da kapsayan yeni ve sonuç alıcı bir yasal düzenleme beklentisi sürüyor.
Kısacası, asgari ödeme borcu çözmüyor; erteliyor. Ertelenen borç ise her ay daha pahalı hale geliyor. Bu döngüyü kırmanın yolu, harcama disiplininden ve gerçekçi bir finansal planlamadan geçiyor.







