Yapılan 6 aylık saha ölçümlerine göre, bu yenilikçi boya her gün metrekare başına yaklaşık 390 mililitre su üretiyor. Yani 12 metrekarelik bir yüzey, bir kişinin günlük içme suyu ihtiyacını karşılayacak düzeyde su toplayabiliyor.
Projeyi yürüten Profesör Chiara Neto, bu teknolojinin yalnızca binalarda pasif soğutma sağlamakla kalmadığını, aynı zamanda merkezi bir altyapıya ihtiyaç duymadan sürdürülebilir ve düşük maliyetli su kaynakları oluşturma potansiyeline sahip olduğunu vurguladı. Özellikle iklim değişikliği ve su kıtlığının yoğun olduğu bölgeler için büyük bir fırsat sunduğunu belirtti.
Boyanın çalışma prensibi, temel olarak güneş ışığının büyük kısmını geri yansıtmasına ve yüzeyi soğuk tutmasına dayanıyor. Yüzey soğudukça atmosferdeki su buharı yoğunlaşıyor ve tıpkı sıcak duş sonrası aynada oluşan buğu gibi damlacıklara dönüşüyor. Bu damlalar, özel olarak tasarlanan eğimli yüzeyden akarak oluklarda birikiyor ve kullanılabilir su haline geliyor.
Dewpoint Innovations teknoloji sorumlusu Dr. Ming Chiu, boyanın iç gözenekli yapısı sayesinde yüksek yansıtıcılığa ulaştığını ve geleneksel güneş yansıtıcı kaplamaların çevresel dezavantajlarına sahip olmadığını söyledi. Ayrıca boya, UV emici maddeler içermediği için parlamayı da önlüyor; bu da hem estetik hem de performans açısından önemli bir avantaj sağlıyor.
Bu yenilikçi çalışma, Advanced Functional Materials dergisinde “Atmosferik su yakalama için pasif soğutmalı boya benzeri kaplamalar” başlığıyla yayımlandı. Uzmanlar, elde edilen sonuçların kurak bölgelerdeki su sıkıntısına çözüm olabileceğini ve binaların enerji tüketimini azaltan yeni bir pasif soğutma yöntemi sunabileceğini belirtiyor.










