‘Dere’ ve ‘tepe’, Orhun Yazıtları'nda ‘tep’ (tepe) ve ‘ter’ (dere) sözcüklerinin bugünkü kullanımı… ‘Dere tepe’ ikilisi, yolculuk veya aşma eylemini betimlerken kullanılmış, zamanla mecazî anlam kazanmış… Dede Korkut hikâyelerinde ‘Deli Dumrul’un dere tepe aşması, hem fizikî hem manevî bir mücadeleyi simgeler… Dere tepe, gerçek bir yolculukta engebeli araziyi aşmak… Dere tepe, engellerle dolu bir süreçte kararlılık göstermek… Dere tepe düz gidip, iş bitirmek… Dere tepe, doğal engellerle mücadeleyi günlük deneyimin parçası hâline getirmiş… Dere tepe, toplumda ‘zorluklara rağmen ilerleme’ erdemini yüceltmiş… Dereyi görmeden paçaları sıvamak, bu anlamı vurgulayan atasözü… Dere tepe dolaşıp, sonunda, kaybedilen bir şeyin ya da kimsenin bulunması ise, işin mizahî tarafı… ‘Over hill and dale’ (İngilizce, tepe ve vadi aşmak), romantik edebiyatta sıklıkla kullanılan ifade… ‘Kuh-o darre’ (Farsça, dağ ve dere), tasavvufta manevî yolculuğu simgeleyen söz…
Geleneksel tekerleme, masalların veya hikâyelerin içinde kullanılan, yolculuğun uzun sürdüğünü ancak aslında pek mesafe kat edilmediğini anlatan eğlenceli bir söz: Dere tepe düz gittik… Bir selamı az gittik… Üç gün üç gece yol gittik… Bir de baktık, bir arpa boyu yol gitmişiz… Ya da: Az gittik uz gittik, dere tepe düz gittik… Dere tepe düz gittikten sonra küçük bir köye geldik… Dere tepe tekerlemesi, kültürümüzde yer alan geleneksel bir çocuk oyunu… Dere tepe koşmaca, çocukların belirlenen alanlarda koşarak oynadığı bir oyun… Bu oyun, hem eğlenceli bir aktivite hem çocukların sosyal becerilerini geliştirmelerine yardımcı olan bir etkinlik… Dere tepe, grup halinde oynanan, çeşitli varyasyonları ile farklı bölgelerde farklı şekillerde icra edilen oyun… Dere tepe tekerlemesi, en az üç veya daha fazla çocukla oynanır… Oyun sırasında belirli kurallar uygulanır… Çocuklar bir çember oluşturacak şekilde dizilir… Oyun, genellikle bir tekerleme veya şarkı eşliğinde başlar… Bu şarkı, çocukların birlikte söyleyerek ritim tutmalarını sağlar… Şarkı söylenirken, oyuncular çember etrafında döner veya belirli hareketler yapar… Bu, oyunun dinamik ve eğlenceli olmasını sağlar… Şarkının belirli bir noktasında, çocuklardan biri yere düşer veya çemberden çıkar… Bu, oyunun heyecanını artırır… Dere tepe tekerlemesi, çocukların fiziksel koordinasyonlarını geliştirmelerini sağlar, sosyal becerileri pekiştirir, çocukların birlikte çalışmayı, sırayla oynamayı ve takım ruhunu öğrenmelerini kolaylaştırır…
Dere tepe, hayatın engebeli yollarında ilerlemek… Dere tepe; zorlu, engebeli yolları, karşılaştığımız engelleri ve bu engelleri aşma sürecinin dile düşen yansıması… Hayat, düz bir çizgi üzerinde ilerlemez… Hayatın inişleri ve çıkışları var… Bazen derin vadilerden geçer, zorlu sınavlarla karşılaşırız; bazen de yüksek tepelere tırmanır, başarılarla dolu zirvelere ulaşırız… İnişler ve çıkışlar, hayatın bir parçasıdır ve bizi olgunlaştırır, güçlendirir… ‘Dere tepe’ tekerlemesinde ‘tepe’, aşılması gereken engeli (maddî zorluğu, duygusal sıkıntıyı, kişisel yetersizliği) remz eder… Her tepe, aynı zamanda bir meydan okumadır… Her tırmanış, bizi daha güçlü ve daha deneyimli kılar… Zorlu vadilerden geçerken umudumuzu kaybetmemek, tepelere tırmanırken azmimizi korumak önemli… Dere tepe, bize her zorluğun üstesinden gelinebileceğini, her inişin bir çıkışı olduğunu, yolculuğa devam etmek gerektiğini ve hedeflerimize ulaşmak için çaba göstermek icap ettiğini öğretir… Dere tepe, hayatın karmaşıklığını ve zorluklarını anlamamıza yardımcı olur… Bize, her zorluğun üstesinden gelinebileceğini, her inişin bir çıkışı olduğunu ve hedeflerimize ulaşmak için çaba göstermemiz gerektiğini hatırlatır… ‘Dere tepe düz gitmek’, zorlukların ve engellerin aşılması gerekliliğini vurgular… Dere tepe tekerlemesini dere tepe şekerlemesine dönüştüren düşündürücü altın sözler: “Sen uçmayı dert etme… Nasılsa, rüzgâr seni havalandıracaktır…” (Mevlana Celaleddin Rumi)… “Âşıklar ölmez, aşığın ölümü şeker gibi tatlıdır.” (Yunus Emre)… “Eyleme engel olan şey, eylemi ilerletir. Yolun önündeki şey, yolun kendisi olur.” (Marcus Aurelius)… “Altını test eden ateştir; güçlü insanları test eden ise zorluklardır.” (Seneca)… “Yaşamak acı çekmektir; hayatta kalmak ise bu acıya bir anlam bulmaktır.” (Friedrich Nietzsche)…
Dere tepe, özellikle bireylerin hayat mücadelesini anlamlandırmak ve anlatmak açısından güçlü bir söylem… Dere tepe, İnsan hayatının sürekli bir değişim içinde olduğu gerçeğini dillendiren tekerleme… Başarı ve başarısızlık döngüsünü kabul eden bu söz, insanları dirençli olmaya bir çağrı aslında… Karşılaşılan zorlukların, doğal olduğunun ve üstesinden gelinebileceğinin çağrısı… Bununla birlikte, ‘dere tepe’nin de, bazı sınırlamaları da bulunmakta elbette… Hayat sadece engelleri aşmak ve mücadele etmekten ibaret değil… Bireylerin mutluluk, dinginlik ve durağanlık anları da var hayatta… Dere tepe, hayatın fazla mücadele odaklı bir çerçevede ele alınması ve bireylerin başarılarının sadece zorlukların aşılması olarak değerlendirmesi de değil sadece… Dere tepe yol kat ederken, herkesin hayat yolu aynı değil; bazı insanlar için süreç daha düz, bazıları içinse daha karmaşık… Hayatı, ‘dere tepe’ üzerinden anlamlandırmak yerine, farklı yaklaşımlar da kullanılmalı… Meselâ, hayat bir bahçe gibi olsun… Hayatta; ekim zamanı da, büyüme-olgunlaşma zamanı da, hasat zamanı da mevcut… Bu yüzden, bireylerin deneyimlerinin daha geniş bir perspektifle ele alınması elzem… Dere tepe, hayatın mücadeleci yönünü anlamlandırmak açısından önemli bir araç… Lâkin hayatın sadece zorlukları aşmak üzerine kurulu olmadığını da unutmamak gerek… Meselelere daha bütüncül bir bakış açısıyla yaklaşmak ve problemleri çözmek lâzım… Her bir şeyi ‘dere tepe’ tekerlemesine takılmadan, çeşitli anlatımlarla hayatı yorumlamak lâzım… Derdimiz, dere tepe giderken, bin dereden su götürmek/getirmek değil… Derdimiz, mutlu ya da mutsuz tepe de değil! Cevabı ‘rüya’ olan, ‘Az gitti uz gitti, dere tepe düz gitti, altı ay bir güz gitti, uyanınca hep bitti?’ bilmecesi de değil! Derdimiz, özümüzün, her birimizin olması gereken derdi: Ülkemizin dere tepe düz gidip, yere denize göğe gitmesi, ilerlemesi… Dere tepe düz giderken, ayağımıza çelme atan, ayağımıza dolaşan emperyalistlerin çomakları, çomarları da olacak… Bu, dert değil! Dere tepe düz giderken, bize düz ya da yan bakılması, hiç dert değil! İçimize oturan, içimizden çıkaramadığımız tek derdimiz, dermanı gayri millî unsurla arayanların aymazlığı… “Batı'dan medet uman ya satılmıştır, vatansızdır ya da süper ahmaktır.” (Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu)… Dere tepe, neyse ne… Asıl kötü olan, dereden tepeden (gelişigüzel konuşulması, rastgele konular üzerinde konuşulması), havanda su dövülmesi (sonuç alınamayacak bir işle uğraşılması, boş yere vakit harcanması), temel atmama töreni yapılması, yolsuzluk yapılması… Yoksulun yemek bulmak için metrelerce sürünerek yürümesi; zenginin ise yemeği sindirebilmek ve kilo vermek maksadıyla yürümesi… Bir gün, herkes anlayacak eninde sonunda, “Firavun da insanları eziyordu, ellerindeki varlıklarını alıyor ve sürüyordu; ancak yüzme bilmediği ortaya çıktı.” (Filistinli bir çocuk) sözünün ne anlama geldiğini… Mazlumun üzerine dere tepe düz gidenin unuttuğu bir şey var… “Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste…” (Atasözü)…
Dere tepe ile katakulli, birbiriyle karıştırılmamalı… Katakulli (Fransızca); yalan dolan, oyun, tuzak, düzen… İnsan, sevdiklerinin katakullisine gelir… Dosta düşen ise, dostuna ve hiç kimseye katakulli okumamaktır, katakulli yapmamaktır, katakulliye getirmemektir… Yola düşelim, ayağa düşmeyelim… Dere tepe düz gidelim, lâkin sere serpe kaygısızca hareket etmeyelim… Üzümü yemeden önce bağı da bağcıyı da soralım, sorgulayalım… Yoğurdu üfleyerek yiyelim, ancak olur olmaz şeyden, havadan nem kapmayalım… ‘Bize gelin’ diyen dilli düdüklere değil, ‘kendinize gelin’ diyenlere itibar edelim... Selam, sevgi ve saygılarımla.









