Pil, kimyasal enerjiyi elektrik enerjisine dönüştüren (kimyasal reaksiyonlar yoluyla elektrik enerjisi üreten), taşınabilir elektronik aletleri, otomobilleri, uzay araçlarını, tıbbî cihazları, yenilenebilir enerji sistemlerini vb. birçok uygulama çalıştırmak maksadıyla kullanılan cihaz… Pilin içinde bir anot ve bir katot mevcut… Anot, kimyasal reaksiyonlar sonucu elektronları serbest bırakır; elektronlar, dış devre üzerinden katoda doğru hareket eder… Bu, elektrik akımına dönüşür… Bilindik pil türleri: Alkalin, lityum, nikel-kadmiyum (NiCd), nikel-metal hidrit (NiMH), lityum-iyon (Li-Ion), kurşun-asit piller… Enerji depolama, teknolojideki ilerlemeler sayesinde sürekli gelişmekte… Birden çok pilin birbirlerine bağlanmasıyla meydana gelen sistem, batarya… Batarya, akümülatör, akü, akımtoplar; elektrik enerjisini kimyasal enerji olarak depo eden, istenildiğinde bunu elektrik enerjisi olarak veren cihaz, araçlarda bulunan elektrik enerjisi kaynağı…
Pil bitince, neler olmaz ki… Elden ayaktan, güçten kuvvetten olunur… Enerjinin bir kutuya sığdırılıp bir süreliğine kullanılması biter… Pilin bitmesi, kritik anlarda büyük aksamalara neden olur… İnsanın pili bitince, enerjisi tükenince; insan, yenilenmeye ihtiyaç duyar… Öncesiz ve sonsuz olan kudret Hâlik dışında pili olmayan ne var ki… Bitmeyen, sonlanmayan; âlemlerin Rabbi… İnsan kendisi bile pil misâli… Pil dediğin; güneş, ay, yıldızlar ve enerji deposu batarya olan, öncesi ve sonu belli canlı ya da cansız bildiğimiz her bir şey… Günümüzde birçok cihazın ve teknolojinin çalışması pile bağlı… Pilin bitmesi, pildeki enerjinin bitmesi… Pilin ömrünü uzatmanın yolu, pili şarj etmek (pile enerji depolamak)… Pil bitmesi, zaman yönetimi ve planlamanın önemini vurgulayan alarm… Cihazların şarj edilmesi gibi, insanlar da zamanlarını ve enerjilerini etkili bir şekilde yönetebilmeli…
Pil, bitecek elbette bir gün… Bize düşen pil ömrünü uzatmaya çalışmak olmalı… Pili, doğru kullanabilmek olmalı… Meselâ, çoğu cihazda bulunan düşük güç modu, cihazın enerji tüketimini azaltmak için kullanılabilir. Bilgisayarda arka planda çalışan gereksiz uygulamaların kapatılması, pil ömrünü uzatmada önemli bir etken… Cihazların pil seviyesini belirli bir seviyede tutarak, pilin tamamen bitmesini beklemek yerine, belirli aralıklarla düzenli şarj edilmeli… Daha yavaş ve dengeli bir şarj yöntemi tercih edilmeli… Enerji tasarruflu cihazlar kullanılmalı… Pilin bitmesi, aslında sıradan bir olay… Hayat meşgalesinde, tıpkı pil gibi bizim de enerjilerimizin tükenmesi, normal… Normal olmayan, enerjimizi uygun olmayan durumlarda tüketmemiz… Doğru olan, enerjimizin sınırlı olduğunu hatırlayarak hareket etmemiz… Pil bitince dünya durur… Pil bitince, ömrümüz bitince, biz biteriz… Ömrümüz bitmese de, hayatımızda da pilimizin bittiği anlar var… Tükenmişlik sendromu, duygusal yorgunluk ya da fiziksel bitkinlik vb. hâller… Yapmamız gereken, bir mola vermek ve hangi enerjiyi tüketmekte olduğumuzu sorgulamak… Kim bilir, belki de yanlış bir şeyin peşindeyizdir ya da tüm enerjimizi boşuna, boş işlerde harcamaktayız… Bu, kendimize gelmek için fırsatlara dönüşmeli… Pil bitince, ya yenisini takarız ya da şarj ederiz... Bu kadar basit… Pilin bitmesi, hayatımız için de çok önemli bir ders olmalı… Kendimizi yeniden doldurmak, yenilenmek gibi… Özümüzün yenilenme süreci, sadece fiziksel dinlenme olmamalı; ruhsal ve zihinsel olarak da gerçekleşmeli… Bir mola vermek, doğada yürümek, sevdiğimiz bir kitaba dalmak ya da derin bir nefes almak, şarjımızı yeniden doldurmak için etkili olabilir… Kısa ömrümüzde, enerji kaynaklarımızı tespit etmek ve onlardan bilinçli bir şekilde faydalanmak, uzun vadede daha dengeli bir yaşayabilmek demek… Bunun için uymamız gereken ölçü: “Kolaylaştırın, zorlaştırmayın; müjdeleyin, nefret ettirmeyin.” (Hadis-i Şerif)…
Varsın pil bitsin, pilimiz bitsin… Yeter ki, irademiz bitmesin, tükenmesin… Maalesef, çoğu zaman, pil bitmeden önce, bir cihazı kapatma ihtiyacı hissetmeyiz… Bu bizim için çaresizlik anı olmamalı… Bir cihazı (ya da bu durumu) gerçekten kullanmaya devam etmeli miyiz ya da mola vermeli miyiz? Gerçekte, ihtiyacımız olan tek şey, tamamen yeni bir başlangıç… Tükenen enerjimiz, bizi daha farklı ve etkili çözümlere yöneltmeli… İnsanın enerjisinin tükendiğinde veya yorgunluk gibi durumlarda; sabır, azim dua ve tevekkül devreye girmeli… Ölçü belli: Kadim medeniyet değerlerimiz… “Amellerin en makbulü, az da olsa devamlı olanıdır.” (Hadis-i Şerif)… “Kalp yorulduğu gibi beden de yorulur. Bu yüzden kalbinizi hikmetli sözlerle, bedeninizi ise helal ve dinlenmeyle rahatlatın.” (İmam Gazali)… “Yorulduysan bir köşeye çekil, yüreğini dinle; çünkü Rabb'in yüreğinde konuşur.” (Hz Mevlana)… “İnsanı yoran iş değil, umutsuzluktur. Umut oldukça yorulmazsın.” (Şeyh Edebali)… Yeniden güç kazanmak için mola vermek doğru… Hedeflerimize ulaşırken, kesinti olmaması gereken noktada, enerjimizi ‘rahat etmek, rahatsız olmasını da bilip yaşamak ile mümkün’ gerçeği üzerine konuşlandırabilmemiz mühim… Yorgunluk ve tükenmişlik karşısında sabır, dua, tevekkül ve umut ile yeniden enerji bulmak lâzım… Enerjimiz azaldığında, devam etmek zor… Yorulduğumuz zaman asla vaz geçmeyelim... Başarısızlığı, başarıdan ayıran çizgi bu… “Dayanıklılık, zafere giden yolda en önemli niteliktir.” (Winston Churchill)… “Hayatta en büyük zafer, asla düşmemek değil, her düştüğünde yeniden ayağa kalkmaktır.” (Nelson Mandela)… Mesleğinin en verimli dönemlerinde pili bitenlere, kendinden geçenlere, meslekî tükenmişlik girdabına düşenlere söylenebilecek kutsal buyruk: “Şüphesiz, zorlukla beraber bir kolaylık vardır.” (İnşirah, 6)… “Allah, insanlara güçlerinin üstünde bir şey yüklemez.” (Bakara, 286)… “Elbette her zorluktan sonra bir kolaylık vardır.” (İnşirah, 5)… “Kim Allah’a tevekkül ederse, O, ona yeter.” (Talak, 3)… “Üzülme! Allah bizimle beraberdir.” (Tevbe, 40)… “Rabbim, göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır.” (Taha, 25-26)…
Pilin bittiği anda (yorgun düşüldüğünde), devam edebilme kararı alabilmemiz önemli… En karanlık an, şafağın habercisidir… Her zorluk, başarıya açılan bir kapının anahtarıdır… Yürürken, koşarken düşmek, başarısızlık değil… Tekrar ayağa kalkmamak, pilin bittiğini kabullenmektir… Hedefe ulaşırken hedefi değil, yöntemi değiştirmek gerekir… Dinlenmek için durmayı, yolda kaybolmak sananlar kaybeder… Her şey bittiğinde, hatırladığımız tek şey ne kadar zor olduğundan çok, ne kadar ve nasıl başardığımız olmalı… Bütün mesele, küçük adımlarla büyük yolculuğa çıkmayı becerebilmek… Ne kadar yavaş yol kat ettiğimiz sorun değil; hedefe ne kadar yaklaştığımız mühim… Her defasında, pes etmeden yeniden başlamak, pilin şarj olması demek… Pili biten, biyolojik yaşı büyük olan mı, genç yaşta bitip tükenen mi? İnsanın pilinin doruk noktasıdır aslında, yaşlı olup da hep verimli olmaya devam ettiği vetire/süreç… Genç olup da, ayakları geri geri gidenlerle ileriye doğru gidilemez… Bir ileri iki geri gidenlerle hiçbir iş tutulmaz… İçi geçmişlerle, ne geçmişe ne geleceğe yelken açılamaz… Ahı gitmiş vahı kalmışlarla, başarı elde edilemez… Pilimizi şarj eden, yüreğimiz ve beynimiz oldukça, ömrümüz oldukça, başaramamak gayrimümkün…
Pil bitince, vaz mı geçelim? Asla! Enerjimizi doğru yönetmesini öğrenelim ve sürdürülebilir bir şekilde çalışmaya devam edelim, sabredelim… Selam, sevgi ve saygılarımla.







