Bohça, pılı pırtı, çıkı, çanta... Bohça, kültür hazinesi ve hatıraların dürüldüğü sihirli paket... Kumaşın köşelerinin toplanıp, düğüm haline getirilmesiyle yapılan, en iptidai torbadır bohça... Kültürümüzde ve gündelik hayatımızda yüzyıllardır yer etmiş, sadece eşya taşımak için değil, aynı zamanda duyguları, hediyeleri, hikâyeleri ve ritüelleri sarmalayan çıkıdır bohça... Bohça; pratik işlevinin çok ötesinde, derin kültürel ve sosyal anlamlar taşıyan paket...
Bohçanın işlevi, eşyaları düzenli ve güvenli bir şekilde taşımak... Geçmişte çarşıya-pazara giden kadınların alışverişlerini, seyahate çıkanların kişisel eşyalarını, bir evden diğerine taşınan küçük hatıra eşyalarını koydukları ilk çantaydı bohça... Bohça; kare veya dikdörtgen bir kumaş parçasından yapılır... Kumaşın karşılıklı köşeleri birleştirilip bağlanarak sağlam bir paket hâline getirilir... Bu yöntemle, her boyutta eşyanın taşınması mümkün olur... Bohça, sosyal hayatımızda bir iletişim aracı, bir jest ve bir sözün eyleme dökülmüş formatı... Bohça, hediyeleşme kültürümüzün yansıması... Mâzide, bayramlarda bir eve misafirliğe gidilirken götürülen hediyeler bir bohçanın içinde takdim edilirmiş... Bu, hediyeleri saklamak ve verilen değeri göstermek içinmiş... Gelinler için hazırlanan çeyizler, en güzel işlemeli bohçalar içinde taşınırmış ve sergilenirmiş... Bohça, düğün ve nişan törenlerinin vazgeçilmez ritüelleri imiş... Düğünlerde ‘bohça kesme’ âdeti, gelin ve damadın yakınlarına, içinde çeşitli hediyeler (lokum, çikolata, kuruyemiş, mendil vb.) bulunan süslü bohçaların dağıtılması... Gelinin duvağını takmak için kullanılan ‘duvak bohçası’ vb. âdetlerimiz... Bohçanın, komşuluk ilişkileri yeri de çok önemli imiş... Yeni taşınan komşuya ‘hoş geldin’ bocası hazırlanırmış... Bohçanın içine bir tabak yemek, taze pişmiş bir börek konulurmuş... Bu, samimiyetin ve dayanışmanın en saf ifadesiymiş... Hasta ziyaretlerinde de getirilen yiyecekler veya küçük hediyeler bohçalara sarılıp götürülürmüş...
Bohçanın ne maksatla hazırlanıp sunulduğu, unutulmaya yüz tutan kültürümüzün sessiz dili âdeta... Kültürümüzde her bohça aynı değil... İçindekine ve maksadına göre farklı isimleri ve anlamları var... Sandık bohçası; çeyiz için hazırlanan, en kıymetlilerin konduğu bohça... Çeyiz bohçası; çeyizlerin bir bölümünün saklandığı, ince işçilikle hazırlanan bohça... Söz bohçası (isteme bohçası), söz kesme merasiminde sunulan, sadece çiftler için veya sadece yakın aile bireyleri için hazırlanan, nişan bohçasına göre daha sade ve az sayıda hediyeden oluşan, ailelerin birbirlerine söz vermesini sembolize eden bohça... Dünür bohçası (aile bohçası); nişan veya söz merasimi sırasında sadece gelin ve damat için değil, karşı tarafın anne, baba ve yakın akrabaları için de hazırlanan, içinde yazma (eşarp), havlu, gömlek, seccade ve mendil gibi hediyelerin bulunduğu bohça... Nişan bohçası, gelin bohçası ve damat bohçası, nişandan sonra karşılıklı olarak ailelerin birbirine sunduğu en meşhur bohça... Gelin bohçası; damadın ailesinin geline hazırladığı, içinde gelin için pijama, iç çamaşırı, makyaj/kişisel bakım seti, terlik, bornoz ve el işi havlu/seccade gibi eşyaların bulunduğu en kapsamlı bohça... Damat bohçası; gelinin ailesinin damada hazırladığı, içinde takım elbise/gömlek, kravat, kemer-cüzdan seti, tıraş seti, bornoz ve pijama gibi eşyaların bulunduğu bohça... Gelin hamamı bohçası; hamama giderken, özellikle gelin için, içinde hamam eşyalarının (peştamal, sabun, havlu vb.) bulunduğu, süslü ve gösterişli hazırlanan bohça... Ekmek çıkını (azık bohçası), kırsal kesimde tarlaya, bağa veya bahçeye giderken içine yiyeceklerin (ekmek, peynir vb. azık) konularak bağlandığı bez parçası... Yolluk bohçası, yolculuk sırasında ihtiyaç duyulacak eşyaların konduğu bohça... Hediyelik bohça, özel günler için hazırlanan, süslü ve renkli bohça... Mendil bohçası, küçük ve değerli eşyaların (takı, para vb.) konduğu, bir mendilin içine sarılan küçük bohça... Geleneksel bohçalar, günümüzde sandıklar ve modern valizlerle birlikte kullanılsa da, özellikle nişan ve söz geleneğinde kumaşın içine sarılıp işlenmiş haliyle hâlâ önemli ve değerli... Kumaşın kalitesi, desenine ve işlemelerine bağlı... İpek, atlas veya kadifeden yapılan, oyalı ve işlemeli bir bohça, içindeki hediyenin kıymetini ve verilen emeği gösterirmiş... Bohça, eşya saklama veya taşıma amacıyla da kullanılmış... Bohça, kadim medeniyetimizin remzi olmuş...
Günümüzde bohça; hediye paketlerine evrilmiş ve nostaljiden stile evrilmiş... Plastik poşetlerin ve sırt çantalarının yaygınlaşmasıyla bohça; gündelik taşıma işlevini büyük ölçüde yitirmiş... Bohça, aslında, bir nostalji nesnesi olmanın ötesinde... Bohça, kadim medeniyetimizin kimliği... Bohça, geçmişte kalsa da, yine de, ekolojik bir alternatif... Tek kullanımlık plastik poşetlere karşı, kumaş bir bohça kullanmak sürdürülebilir ve çevre dostu bir tercih... Aynı kumaş parçası, bohça (kumaştan yapılan torba) defalarca kullanılabilir... Bohça; vintage (özgün bir dönemden kalma, belirli bir yaşa ve estetik değere sahip olan ürün olma) tarzıyla uyumlu, retro (geçmiş bir tarzı taklit eden yeni üretilen) bir aksesuar olarak işlev görebilir... Bohça; günümüzdeki düğünlerde, nişanlarda ve özel davetlerde, hediyeleri sunmanın şık ve anlamlı bir yolu olarak yeniden popülerlik kazanmakta... Gerçekten, kişiye özel baskılı veya el işlemeli bohça, hediyeyi daha özel ve anlamlı kılmakta... Bohça; bir anıyı canlandıran nesne... Nenelerimizden, annelerimizden kalan bir bohça, sadece bir kumaş değil, aile tarihine dokunabileceğimiz bir miras... Bohça; bir eşya taşıma aracı olmanın çok ötesinde, sevgiyi, saygıyı, paylaşımı ve sosyal bağları sarmalayan bir sembol... Köşeleri toplanıp bağlandığında, sadece eşyaları değil, mâzimizin hafızasını ve sıcaklığını da içinde barındıran kumaş... Dijital dünyada işlevi değişse de, bohça; zarafeti, sürdürülebilirliği ve duygusal ağırlığıyla günümüzde de yaşamaya ve anıları sarmalamaya devam eden kültür hazinemiz... ‘Bohça’ dediğimiz şey; toplanan, saklanan ve taşınan benliğimizin kumaşa dönüşmüş biçimi... Geçmişimizin izleridir, hatıralarımızın canlanmasıdır, geleceğe dair umutlarımızdır, bohça... Bohça; duygularımızı, düşüncelerimizi, acılarımızı ve sevinçlerimizi katlayıp taşımamızın somutlaşmış biçimidir...
Her birimizin bir iç bohçası var... İçinde neler yok ki... Unuttuklarımız, açmaya korktuklarımız, katlarken titrediğimiz, açtığımızda karşımıza çıkan kederlerimiz, sevinçlerimiz, vb. birçok duygumuz, kızaran yüzlerimiz… Bu bohça, kişiliğimizin ve karakterimizin remzi... Hepimiz, bazen her şeyi toplamak, taşımak, düzenlemek isteriz bir bohçada... Bazen de içindeki bir anafor (girdap) onu derinlere çekip bütün düzenini altüst edebilir... Bohça, önemli; içindekiler çok daha önemli... Sözün başı ve ucu kaçmadan diyebilecek tek gerçek: Bohça, insanın kendini toparlama çabası... İçindeki girdap ise, toparlanmış olanı tekrar karıştıran içsel fırtına... Kim bilir, belki de, biri düzen, diğeri karmaşa... Biri sakinlik, diğeri hareket... Biri katlamak, diğeri çözmek... Biri saklamak, diğeri yüzeye çıkarmak... Bu, içimizdeki ‘ben’in hikâyesi... İç dünyamızda yaşadığımız döngüdür bu... Duygularımızın bohça gibi katlanması... Yaşadığımız bir hadise, iç bohçamızın açılmasına sebep... Açılan duygularımız, bizi içimizin derinliklerine çeker... Dibe vuran hislerimizi, tekrar toplamaya çalışırız... İç bohçamızı yeniden, bu defa daha bilinçli bir şekilde bağlarız... Bu döngü, ruhsal olgunlaşmamızın sessiz döngüsü... İnsan-ı kâmil olmanın izahı bu...
İyisi mi, pılımızı pırtımızı bohçamızı biz, kendimiz toplayalım, başkalarının eline ve diline düşmeyelim, yere düşünce de kendimiz ayağa kalkalım... İçsel yüklerimizi biz kendimiz taşıyalım ve düzenleyelim... Bizi, içimize çeken, sınayan, dönüştüren duygu ve düşünce girdabımızda boğulmayalım... Dilli düdüklere, çalanlara-çırpanlara-aymazlara-ülkesine emperyalistlere şikâyet edenlere fırsat vermeyelim... Selam, sevgi ve saygılarımla.







