Habbe (Arapça, -tane, zerre, küçük çekirdek); ilaçta kullanılan küçük kapsüller… Habbe, varlığın çekirdeği, özü, küçücük lâkin potansiyeli büyük olan… Bir tohum gibi, içindeki hayat ihtimali sonsuz… Habbe; tahıl ve benzeri bitkilerin tane, tohum veya çekirdekleri… Hab, büyük küçük her tür tahıl… Habbe, her bir tahıl bir tanesi… ‘Habbe kadar’ denmesi, küçüklüğü, önemsizliği; ‘kubbe kadar’ denmesi büyüklüğü, heybeti ima etmek anlamında… Kubbe; bu küçücük özden (habbeden) doğan büyük yapı, mânâ, âlem… Bir tohumdan ağacın çıkması, bir kelimeden edebî bir eserin doğması; habbeden kubbeye giden vetire/süreç… Habbe ile kubbe yan yana geldiğinde, mikro ile makro, küçük ile büyük, öz ile bütün arasındaki ilişkiyi algılayabilmek mümkün… Habbeyi kubbe yapmak; önemsiz bir olayı ya da durumu mühim bir hadiseymiş gibi göstermek, bir şeyi gerçekte olduğundan çok daha abartılı bir şekilde anlatmak…
Kubbe (Arapça, -örtü, tepe, gölgelik, kemerli tavan); mimarlıkta cami ve türbe vb. yapılarda kullanılan üst örtü biçimi… Kubbe (kümbet, gümbet), mimaride örtü olarak kullanılan yarım küre biçiminde olan unsur… Kubbe; kavisli, bombeli şey; göbek; yuvarlak dam… Kubbe; düz dam, kırma çatı veya külâh şeklindeki örtü sistemlerinden farklı olan, dışbükey kütle… Kubbe; geniş açıklıkları örtebilen teknik özelliği bakımından iyi bir mimari çözüm, yuvarlak şekliyle çeşitli örtülere göre estetik değeri yüksek bir form… Kubbe; farklı mimarî kültür çevrelerinde üslûplara kimlik verir… Mâzide ahşap, tuğla ve taş örgü teknikleri kullanılarak yapılan kubbe; günümüzde beton, çelik, cam, plastik vb. malzeme kullanılarak inşa edilmekte… ‘Kubbe’ sıradan bir yapı değil… Tarih boyunca kubbe; toplumların değerlerini, hedeflerini ve ritüellerini yansıtan bir araç olmuş… Yapılar ve kamusal alanlar, sadece şehir siluetlerini oluşturan görsel ifadeler olmakla kalmayıp, aynı zamanda toplumların yaşam biçimlerini de yansıtmış… Kubbe, toplumsal hafızamızın vazgeçemeyeceği bir kelime… Kullanıldığı her yerde anlamı havalandıran bir sözcük… Meselâ, yedi kubbeli hamam kurma (büyük hayâller) peşinde koşulur… Habbe, kubbe yapılır (önemsiz, küçük bir şey büyütülüp mesele çıkarılır)… Kubbe, toplumsal değerlerin somut bir ifadesi olmuş… Yaşadığımız bugünün dünyasında ise, ‘kubbe’ hava savunma sistemlerinin adı olmuş…
Delinmez denilen, ancak delinmesi mümkün İsrail’in demir kubbesi ve millî hava savunma sistemimiz gök kubbe, çelik kubbe… Demir Kubbe (İbranice, Kippat Barzel; İngilizce, Iron Dome), İsrailli Rafael Advanced Defense Systems şirketi ve İsrail Havacılık ve Uzay Endüstrisi tarafından geliştirilmiş, taşınabilir bir hava savunma sistemi… Demir Kubbe, Arrow 2, Arrow 3, Demir ışın, Barak 8 ve Davud Sapanı vb. çok katmanlı füze savunma sistemi… Sistem, kısa menzilli roketlere ve 70 kilometre menzile sahip 155 mm topçu mermilerine karşı koymak için tasarlanmış… Demir Kubbe'nin üç merkezi bileşeni var: Tespit ve İzleme Radarı, Savaş Yönetimi ve Silah Kontrolü (BMC), Füze Atış Birimi… Demir Kubbe, dağınık bir düzende konuşlandırılacak şekilde inşa edilmiş… Her bir fırlatıcı bağımsız olarak konuşlandırılmış, güvenli bir kablosuz bağlantı aracılığıyla uzaktan çalıştırılmaya göre ayarlanmış… Her bir Demir Kubbe bataryası, yaklaşık 150 kilometrekarelik bir kentsel alanı koruma kapasitesine sahip… Sistemin temeli ise 2005'te atılmış; sitemin geliştirilmesi için ABD tarafından, 2011'den 2021'e kadar 1,6 milyar ABD doları ve 2022'de 1 milyar ABD doları katkıda bulunulmuş…
‘Kubbe’, demir mi olsun, çelik mi? Ya da adını bilmediğimiz bir element mi? Üzerimizde olan her şey sema/gök/gökyüzü… Gök kubbe; yıldızların serpilmiş olarak göründüğü büyük kubbe… “Gökyüzünü korunmuş bir tavan yaptık. Onlar ise, gökyüzünün işaretlerine sırt çevirmektedirler.” (Enbiya, 32)… Gök, yerküresi için korunaklı bir tavan olarak yaratılmış Hak tarafından… Gök kubbe, yeryüzündeki insanların başına düşecek meteorların yere inmemesi için atmosfer tabakasındaki elektromanyetik bir tim tarafından parçalanarak korunmaya alınması demek… Gök kubbe, ülkemizin gökyüzündeki yeni kalkanı… Gök Kubbe; radarlar, komuta kontrol sistemleri, haberleşme sistemleri ve atıcı platformlar gibi birçok büyük sistemin entegre çalıştığı kapsamlı, çok alçak irtifadan en uzak menziline kadar geniş bir koruma sağlayan millî hava savunma sistemimiz… Çelik Kubbe; geliştirilen çok katmanlı bir hava savunma sistemi… Farklı irtifalarda görev yapan hava savunma sistemlerinin entegre şekilde çalıştığı sistem… Sistem; SUNGUR, KORKUT, GÜRZ, Hisar-A, Hisar-O ve SİPER gibi yerli sistemleri kapsamakta ve yapay zekâ destekli… Çelik Kubbe Projesi, 6 Ağustos 2024 tarihinde gerçekleştirilen Savunma Sanayii İcra Komitesi (SSİK) toplantısında onaylanmış… Çelik Kubbe Projesi; ASELSAN, ROKETSAN, TÜBİTAK SAGE ve Makine ve Kimya Endüstrisi (MKE) iş birliğiyle yürütülmekte… Sistem kapsamında radarlar, elektro-optik sensörler, komuta kontrol merkezleri ve çeşitli menzillere sahip hava savunma unsurları mevcut: İHTAR (mini ve mikro İHA'lara karşı geliştirilmiş karşı tedbir sistemi)… ŞAHİN (40 mm mühimmatla mini/mikro İHA'lar, SİHA'lar, kamikaze İHA, sürü dronlar ve helikopter gibi hava tehditlerine karşı fiziksel olarak etkisiz hâle getiren sistem)… GÖKBERK (radar ve elektro-optik algılayıcılarla hedef tespiti yapabilen, lazer silahı içeren sistem)… GÜRZ (alçak irtifa tehditlerine karşı tam otonom çalışan füze ve hava savunma sistemi)… KORKUT(35 mm çift namlulu top ile alçak irtifada hava savunması sağlayan sistem)… HİSAR-A, HİSAR-O ve SİPER (kısa, orta ve uzun menzilli hava savunma füzeleri)…
‘Kubbe’, hava-deniz-kara savunma sisteminde kullanıldığında, son derece anlamlı bir sözcük… Aynı kubbede yaşayanların, kubbeyi kendi çıkarlarına kalkan yapmaları, doğru olmayan yaklaşım… Paylaşamadığımız yeryüzünden sonra sıra gökyüzünde mi? Hangi yüz ya da yüzsüzlükle vahşet, savaş, sömürü ve soykırım ilelebet devam eder? Hiç mi düşünülmez gök kubbenin yarıldığı, âlemlerin ötesine varıldığı İsra-Miraç hadisesi… “Onlar Allah’ı gereği gibi takdir edip tanımadılar. Kıyamet gününde bütün dünya O’nun avucundadır; gökler de O’nun kudret elinde dürülüp bükülmüştür. Allah, müşriklerin koştukları ortaklardan uzaktır ve yücedir.” (Zümer, 67)… Miraç ve İsrâ hadisesi, birkaç dakikada binlerce sene mesafeyi kat etmek hâdisesi… Bu, aklen muhal mi (olması, gerçekleşmesi imkânsız mı)? Bu, zamanın izafî/göreceli olduğunun bir kanıtı mı? Hiçbir şey, imkânsız değil… Zaman birimlerinin birbiri içinde olması, iki farklı yerde iki farklı zamanın akması mümkün… Nübüvvetin 11. yılında, miladî 621 yılında, Recep ayının 27. gecesi, Allah Resulü'nün (s.a.v.) bir gece vakti Kâbe'de bulunan Hicr veya Hatim denilen yerden Kudüs şehrinde bulunan Mescid-i Aksa'ya götürülmesi (İsra), buradan da özel bir vasıtayla en yüce makama yükseltilmesi (Miraç) hadisesi… Burak ve Refref’e binip Mescid-i Harâm’dan Mescid-i Aksâ’ya gidişi ve oradan da göklere çıkışı, âlemleri ve melekleri görmesi, Rab huzuruna çıkıp Rabb’in cemaliyle ve sohbetiyle müşerref olması ve geri dönmesi… Bu, zamanda yolculuk… Bu, zamanın ve mekânın dürüldüğü, gök kubbenin açıldığı nokta…
Derdimiz habbeyi kubbe yapmak değil… Küçük bir meseleyi büyütmenin, önemsiz bir şeyi abartmanın âlemi yok… Ölçüyü kaybetmemek, küçükle büyüğün yerini karıştırmamak, patavatsız yüksek sesle konuşmamak ve ‘Lanlı lunlu’ söylemlere geçit vermemek önemli… “Âvâzeyi (yüksek sesini) bu âleme Dâvûd gibi sal… Bâkî kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş…” (Bâki)… Habbeyi kubbe yapanların kulaklarına küpe: “Neylersin ölüm herkesin başında… Uyudun uyanamadın olacak… Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında? Bir namazlık saltanatın olacak… Taht misâli o musalla taşında…” (Cahit Sıtkı Tarancı)… Selam, sevgi ve saygılarımla.









