Papatya (Yunanca papadiá -papaz karısı, papaditsa -uğur böceği, pappos -baba, dede, ata; Sümerce, baba; Farsça, babuna); asteraceae (papatyagiller) ailesinin bir üyesi, yaklaşık 25.000 türü bulunan, kır çiçeği olarak bilinen narin ve hoş kokulu bir bitki… En çok bilinen türleri, Matricaria chamomilla (Alman papatyası) ve Anthemis nobilis (Roma papatyası)… Papatya, 15-30 cm boyunda, ince yapılı bir gövdeye ve beyaz taç yapraklarına sahip bir çiçek… Papatya; merkezinde sarı renkte küçük tüpsü çiçeklerin bulunduğu bir çiçek… Papatya, ılıman iklimlerde oldukça yaygın görülen bir bitki… Her toprak yetişen papatya, kuraklığa dayanıklı, güneşli yerlerde görülen, bahçelerde ve tabiatta bolca bulunan çiçek… Papatya, sakinleştirici ve anti-enflamatuar (bağışıklık sisteminin her türlü bakteri, virüs ve toksik kimyasallar gibi canlı ve cansız etkenin verdiği hücresel hasara karşı tepkisi) nedeniyle tıpta, bitkisel tedavilerde yaygın olarak kullanılan çiçek… Papatya çayı, uyku sorunları, mide rahatsızlıkları ve anksiyete gibi durumlarda rahatlatıcı etkiye sahip, cilt bakımında kullanılan çiçek… Dünyadaki çiçeklerin sadece %10’u papatyalar… Papatya, güneşi çok seven bitki… Papatyaların çoğunluğu beyaz… Kırmızı, mor, pembe, turuncu veya sarı renklerde olan papatya da var… Papatya, her yerde ve ortamda yaşayabilen dayanıklı çiçek…
Papatya (İngilizce, daisy, daes eage), geceleri yapraklarını kapatma şekline ve yeni bir günün başlangıcını işaret eden şafakta nasıl tekrar açtıklarına atıfta bulunulan harika çiçek… Papatya, tek bir çiçek değil sanki… Papatyanın sarı olan kısmına bakıldığında, birçok minik çiçeğin taç yapraklarının olduğu fark edilebilir… Papatya, sarıçiçeklerin beyaz halka içinde birlikte âdeta cümbüş yapmalarının, tek bir çiçeğe dönüşmesinin hâli gibi… Papatya, ayçiçek ile kuzen… Papatya, yeni bir günün yeniden doğuşunun, yeni fırsatların, yaşama sevincinin, saflığın, barışın, sevginin, umudun, sadakatin, iyi şansın ve masumiyetin simgesi… Beyaz papatya, saflığın ve masumiyetin; sarı papatya, içtenliğin, cana yakınlığın ve arkadaşlığın simgesi… Papatya, estetik görünümü ve şifalı olması, tıbbî, kozmetik ve dekoratif amaçlarla kullanılması sebebiyle insanlık tarihinde çok önemli bir çiçek… Papatya, arıların tozlaştırmayı en sevdiği çiçek… Papatya, arılar için çok çekicidir, çünkü sarı merkeze iniş yapmaları ve polen ile nektar toplamaları için bolca yer vardır… Papatyanın merkezinin, bir demet oluşturan yüzlerce küçük çiçek içermesi, arıların bir inişle çok miktarda yiyecek toplaması demek…
‘Papatya’ (Daisy), 2006 yapımı bir film. Hong Konglu yönetmen Andrew Lau tarafından çekilen bu aksiyon, dram ve romantik türündeki film, ilginç bir aşk üçgenini anlatılmakta… ‘Papatya’, komedi ve dram türünde, yönetmenliği Mehmet Güldoğan tarafından yapılan, Kenan Acar’ın başrol olarak yer aldığı, 2017 yapımı bir film… Filmde, babasını kaybetmiş ve sıradan bir yaşam süren üniversite öğrencisi Umut’un, televizyonda gördüğü bir kadının etkisi altında kalması anlatılmakta… ‘Papatya Tarlası’, sanatçı Osman Aydoğan’ın kanvas (arka ve ön yüzeyi aynı, belirli bir noktasal açıdan yapıya sahip kalın keten kumaş) baskı olarak hazırladığı, papatyaların zarif ve narin görünümü temalı, doğanın güzelliklerini yansıtan bir tablo…
Papatya; geçmişten günümüze gelen, aşk hayatı ve romantik ilişkilerle ilgili sorulara cevap arayan insanların sıkça başvurduğu bir fal yöntemine alet edilmekte… Papatya falı… Papatya falı, papatya çiçeğinin yapraklarının sırayla koparılması ve her bir yaprağın bir anlam taşıdığı inanışı üzerine kurgulanmış… Papatya falı, basit bir eğlence diye algılanmış… Papatya falı; halk kültüründe ve popüler medyada oldukça yaygın… Papatya falı, Orta Çağ Avrupa’sında yaygınlaşmış; aşk, evlilik ve kader konularında genç kızlar arasında popüler hâle gelmiş, zamanla, Avrupa’dan diğer kültürlere de yayılmış ve evrensel bir sembol hâline gelmiş… Papatya falı oldukça basit... Fal bakmak isteyen kişi, bir papatya çiçeğini eline alır ve ‘seviyor’ ya da ‘sevmiyor’ gibi basit bir soruyu zihninde tutup, her yaprağı koparırken bu iki cevabı sırayla tekrar eder… Son yaprak koparıldığında söylenen kelime, sorunun cevabı olarak kabul edilir… Son yaprakta ‘seviyor’ denirse, kişi, sevdiği tarafından sevildiğine inanır… Sevmek ve sevilmek, bu kadar basit olabilir mi? Maalesef, papatya falı vb. hurafe (batıl) inançların, bilimsel gerçeklerin önüne geçmesi, son derece üzücü bir durum… En üzücü olanı ise, sosyal medyada falın hâlâ revaçta olması… Makale okumaktan sıkılan bir toplumun fala ve resimlere takılı kalmasını başka nasıl izah edebiliriz? ‘Papatya’ bile fala alet edilmişken… Papatya falı, bir şans oyununa dönüşmüş… Papatya falının, insanlar üzerinde psikolojik bir etkisi, su götürmez bir gerçek… Papatya falı, bir anlamda kişinin içsel dileklerini, korkularını veya umutlarını dışa vurması demek… Fal bakarken kişi, aslında bilinçaltında neye inanmak istediğini keşfetmekte… Bu bağlamda, papatya falı, kişinin kendi duygusal durumunu anlamasının ve içsel dünyasıyla yüzleşmesinin yansıması… Papatya falı, kültürümüzü etkilemiş… Romanlarda, filmlerde ve şarkılarda, karakterlerin aşk hayatıyla ilgili belirsizliklerinin çözülmesinde, hep papatya falına başvurulmuş… Filmlerde, romantik komedilerde ve dramalarda, papatya falı, karakterlerin duygusal ikilemlerini temsil etmek için kullanılmış… Bu durum, papatya falını yalnızca bir eğlence olmaktan çıkarmış, bir saplantı ve batıl itikat hâline getirmiş… Papatya falı, basit bir çiçekten gelen eğlenceli bir kehanete dönüşmüş… Papatya falının ardında yatan psikolojik ve kültürel nedenleri belirleyip gereken önlemlerin alınması mühim… Papatyanın zarafeti, kokusu ve şifası öncelenmeli… Gül, papatya vb. her bir çiçek, sorunlarımıza kurban edilmemeli… Papatya falı, aşk hayatımızla ilgili belirsizlikleri gidermek, umutlarımızı ve korkularımızı gidermek için başvurulan bir araç olmamalı… Her konuda bilimselliği dillendirenlerin, papatya falına göre, sosyal hayatlarını şekillendirmeleri çok tuhaf…
Papatya falından ivedilikle vazgeçelim… Çiçeklerden, gülden, papatyadan ise, asla vazgeçmeyelim… Sosyal medyada ona buna olur olmaz gül, papatya ve kalp dağıtmayalım… Papatyayı çirkin duygularımıza kurban etmeyelim… Papatya ile ilgili sözlere kulak verelim… Papatyalar, doğanın beyaz gülüşleridir… Bir papatya tarlasına bakarken, hayatın küçük şeylerde saklı olduğunu anlarsın… Papatya falı değil, yüreğimiz karar versin sevgimize… Papatya gibi saf ve masum olmalı insanın sevgisi… Papatyaların beyazında bulalım huzuru, sarısında umudu… Papatyalar güneşe âşık, ya biz? Papatyanın sade güzelliği, içindeki tüm renkleri saklar… Bir papatyanın yaprakları kadar narin olmalı sevgi… Papatya için yazılan birçok şiir var… “Bir demet bıraktım sana… Kalbimin solgun bir köşesinden… Her papatya biri aşkımızın bir anısı… Kırılmış, incinmiş, nazlı birer hatıra.” (Ümit Yaşar Oğuzcan)… “Bu akşam, şimdi, şu saat… Bir papatya bulsam… Falsız, pırıl pırıl, tertemiz… Sararmış bir yaprak değil… Benim olur musun diye sorsam.” (Ahmet Haşim)… “Bir papatyasın sen… Sevgiyi anlatan beyaz taç yaprakların var… Ve sarı kalbinle göz kırpar bana… Her sabah bir gülümseme gibi… O papatyada beni yaşatan şey… Senin yüreğindeki saf sevgi…” (Cahit Zarifoğlu)… “Baharı yaz uğruna tükettik… Aşkı naz uğruna ve papatyaları seviyor sevmiyor uğruna… Derken ömrü tükettik bir hiç uğruna…” (Anonim -La Edri)…
Çiçekleri, gülü, papatyayı simge olarak kullanan, lâkin çiçek, gül, papatya olamayanlara sözümüz: Bırakın papatyayı, yerinde kalsın, masum ve zarafeti lekelenmesin… Gülün dikeni var, papatyanın görünmeyen, yüreğe batan iğnesi var… Aslında her bir çiçeğin bilinmedik bir yüzü var… Doğdumuzdaki masumiyetimiz, sol yanımız, sağ duyumuz, iç dünyamız kirlenmiş, suç papatyanın değil… Selam, sevgi ve saygılarımla.









