Süzmeden konuşmak, düşüncenin ham hâlinin dile dökülmesi… İletişimde kelimeler, düşünceleri aktarmanın en temel aracı… Çoğu zaman söyleyeceklerimizi zihnimizde düzenler ve belli bir filtreden geçiririz… Konuşurken süzgeci kaldırmak, destursuz konuşmak… Süzmeden konuşmak, düşüncelerin olduğu gibi, ham ve işlenmemiş bir şekilde ifade edilmesi… Süzmeden konuşmak, rastgele konuşmak... Sanatçıların ilham anında, yazarların ilk taslaklarında ya da bir dost sohbetinde düşüncelerini olduğu gibi, içinden geldiği gibi aktarmasıdır, süzmeden konuşmak… Süzmeden konuşmayı, samimiyetin yansıması olarak yansıtmak ne kadar doğru?
Süzmeden konuşmak, kişinin maskesiz hâlidir bir bakıma… Birçok durumda ve konumda, diplomatik konuşuruz, kelimeleri özenle seçeriz… Bu, ilişkilerde yaşanan gerçek bağın kapısını aralamaz... Samimiyet kırıcı olabilir… Mevlana’nın “Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.” sözü, bütün dengeleri altüst eden bir gerçek… Bilgisizce söylenen birçok ifade, çoğu zaman anlamsız bir gürültüye de dönüşebilir… Sosyal medyada düşünmeden yazılan yorumlar, öfkenin kontrolsüzce dışa vurumunun misâli olsa gerek… İletişimin tıkandığı noktadır böylesi hâl… Sözün filtresiz söylenmesi, hem özgürlük hem sorumluluk gerektirir… Jean-Paul Sartre’ın “Seçimlerimizden kaçamayız.” sözü, süzmeden konuşmanın da, bir bakıma bir tercih konusu olduğunu vurgular… Ancak, ifade özgürlüğü deyip pervasızca da konuşulmamalı… Başkalarının sınırları aşılmamalı… İnsanın otantik (gerçek, saf veya özgün) benliği, süzmeden yaptığı konuşmalarla anlaşılır… İdeal olan, süzgeci kaldırmadan, gerektiğinde devre dışı bırakacak cesarete sahip olarak konuşabilmek… Gerçek diyalog, ham gerçekliğin kabullenilmesine bağlı… Sağlıklı, doğru iletişim ve ilişki; sosyal olmanın gereği… Unutmayalım, düşünmeden, süzmeden konuşmak, bireysel ve toplumsal sorunlar ve sonuçlar doğurur… Süzmeden konuşmanın, düşünmeden, duygusal bir anın etkisiyle ya da aceleyle sözler sarf etmenin her zaman bir bedeli olur… Ani duygusal tepkilerle yapılan konuşmalar, bizi, doğru, sağlıklı ve sürdürülebilir iletişimden uzaklaştırır… Düşünmeden yapılan açıklamalar, karşı tarafın yanlış anlamasına yol açar… Sürekli süzmeden konuşmak, ilişkilerin zedelenmesine neden… Araştırmadan, süzmeden, anlamada, kırıntı bilgilerle konuşmanın adı, dilli düdük olmak… Kimdir bu dilli düdükler? Lafını bilmeden, süzmeden konuşanlar… Gerçek Türklüğün, Jön Türklük olmadığını bilmeyenler… Üstünlüğün sadece takvada olduğunu anlayamayanlar…
Süzmeden konuşmak, açık bir su yüzeyine benzer… Su ne kadar sakin görünse de, altındaki akıntılar her zaman gizli kalır… Bu, yüzeyde görünenin ötesinde derin anlamların ve duyguların olduğu anlamına gelir… Düşünmeden konuşmak, detayları göz ardı etmek demek… Düşünmeden konuşmak, ateşle oynamaya benzer… Ateş, dikkatli kullanıldığında hayat kurtarır, dikkatsizce yaklaşıldığında büyük zararlar verir… Süzmeden konuşurken söylenen sözler, dikkatle seçilmediğinde, ilişkiler büyük hasara uğrar… Süzmeden konuşmak, kırılgan bir cam parçası gibidir… Ağızdan çıkan sözler, geri alınamaz ve kırılgan bir yapıya sahip olan ilişkileri kolayca zedeler... Söylenen sözlerin ağırlığını bilmek önemli… Süzmeden konuşmak, birçok açıdan, sorunları tetikler… Düşünmeden söylenen sözler, yanlış anlamalara yol açar… Doğru, sağlıklı ve sürdürülebilir iletişimde dikkatli olmak ve kelimeleri seçerek kullanmak mühim… İletişim sadece sözcüklerden ibaret değil; iletişimde, duygular, düşünceler ve niyetler de son derece ehemmiyetli… Düşünmeden konuşmak yerine, süzerek ve anlayarak iletişim kurmak lâzım… Süzmeden konuşmayı derinlemesine anlamak için okunması gereken kitaplar: İmam Gazali’nin ahlâk ve tasavvuf konularını dillendirdiği ‘İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn’ (Dini İlimlerin İhyası) adlı eserinin ‘Dilin Afetleri’ bölümü… İbn Kayyim el-Cevziyye’nin, nefis terbiyesi, hikmetli sözler, kalp ilimleri ve ahlâk konularına yer verdiği ‘el-Fevâid’ (Faydalar) adlı eseri ve nefsin terbiye edilmesi ile dilin nasıl korunması hakkındaki ‘Medâricü's-Sâlikîn’ (Saliklerin Mertebeleri) adlı eseri… Haris el-Muhasibi’nin, nefis muhasebesi (nefsi hesaba çekme) konusundaki ‘er-Riâye li-Hukûkillâh’ (Allah'ın Haklarına Riayet) adlı eseri… Carl Rogers’ın ‘On Becoming a Person’ (Benlik algısı ve otantiklik üzerine), Friedrich Nietzsche’in ‘Thus Spoke Zarathustra’ (Düşüncenin özgürleşmesi teması) ve Julia Cameron’ın ‘The Artist’s Way’ (Yaratıcılıkta sansürsüz ifade)…
İletişim, insanın en temel ve vazgeçilmez yeteneği… İletişim ile düşüncelerimizi, duygularımızı, bilgi ve deneyimlerimizi başkalarıyla paylaşırız, sosyal bağlar kurarız, iş birliği yaparız ve dünyayı daha iyi anlamlandırırız… İletişimde kullandığımız dilin niteliği, iletişimin başarısını derinden etkiler... Günlük konuşmada, dilimizde sıkça karşılaştığımız bir ifade, ‘süzmeden konuşmak’ kavramı… ‘Süzmek’, sıvıyı katı parçacıklardan ayırmak, arındırmak anlamında… ‘Süzmek’ eyleminden hareketle ‘süzmeden konuşmak’; kişinin düşüncelerini, aklından geçtiği ilk hâliyle, herhangi bir elekten geçirmeden, tartmadan, muhtemel sonuçlarını hesaplamadan ve muhatabının üzerindeki etkisini düşünmeden ifade etmek şeklinde tanımlanabilir… Süzmeden konuşmak, çoğu zaman spontane, içten ve samimi olarak algılanır; lâkin düşüncesizce sarf edilen sözler pek çok olumsuz sonuca ve bireyler arası ilişkilerde ciddi promlerin çıkmasına neden olur… Ağızdan çıkan her kelime, muhatabın duygularını incitir, yanlış anlamalara yol açar… Özellikle hassas konularda veya farklı düşüncelerin çatıştığı ortamlarda, süzülmemiş sözler, yangına körükle gitmekle eş değer biri durumdur… Empati eksikliği, öfke kontrolsüzlüğü veya sadece düşüncesizlik sonucu ortaya çıkan ifadeler, iletişimi felç eder ve güvensizliğe yol açar… Bununla birlikte, süzmeden konuşmanın olumlu etkileri de var elbette… Özellikle yakın ilişkilerde, samimiyetin ve dürüstlüğün ön planda olduğu durumlarda, içtenlikle ifade edilen düşünceler, sosyal bağları güçlendirir… Samimiyetin, saygı ve nezaket çerçevesinde kalması kaydıyla… Aksi takdirde, ‘dürüstlük’ kılıfı altında yapılan kırıcı ve incitici açıklamalar, içtenliği bitirir… Süzmeden konuşma eğilimi, bireyin kişilik özellikleriyle, kültürel normlarla ve içinde bulunulan sosyal statüyle ilintili… Direkt ve açık veya dolaylı anlatım ve incelikli ifadeler ile iletişim kurmak bir tercih… Stresli veya duygusal yoğunluğun yüksek olduğu anlarda, düşüncelerimizi ve duygularımızı süzerek konuşmak, en doğru olanı…
‘Süzmeden konuşmak’, dilimizin gücünün ve sorumluluğumuzun yansıması… İletişim, sadece kelimeleri art arda sıralamak değil, aynı zamanda sözcüklerin potansiyel etkilerini öngörmeyi ve muhatabımızın dünyasına saygıyla yaklaşmayı gerektirir… Düşüncelerimizi söylerken, süzgeçten geçirmek, onları nezaketle, empatiyle, merhametle, sevgiyle ve sorumluluk bilinciyle yoğurmak, sağlıklı ve yapıcı iletişim kurmanın olmazsa olmazı… Ağızdan çıkan söz, çıkana kadar bize ait; çıktıktan sonra biz ona aitiz… Sözün sınırlarını bilerek ve konuşmadan önce düşünerek konuşmalıyız; hem kendimize hem çevremize karşı haddimizi bilmeliyiz… Sözün kıymetini dillendiren altın sözler: “Bir kimse bir söz söyler ve söylediği sözde bir sakınca görmez, fakat o sözü yüzünden cehennemde yetmiş yıl dibe doğru düşer.” (Hadis-i Şerif)… “Seni ilgilendirmeyen şeylerle ilgilenme!” (Hazreti Ömer)… “Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı, söz ola zehirli aşı, bal ile yağ ede bir söz.” (Yunus Emre)… “Az konuş, öz konuş. Çünkü her söz kalbin aynasıdır.” (Hz Mevlana)… “Konuşmadan önce düşün, hareket etmeden önce ölç.” (William Shakespeare)… “Az konuşan bir aptal, çok konuşan bir bilgeden daha iyidir.” (Oscar Wilde)… “İnsan ne kadar az düşünürse, o kadar çok konuşur.” (Montesquieu)… “Hiç kimse çok konuşarak bir şey öğrenemez.” (Benjamin Franklin)… “Konuşmak ihtiyaç olabilir, ama susmak bir sanattır.” (Goethe)…
Dilin doğru kullanımı, hikmetli konuşma ve gereksiz sözlerden kaçınma, davranış eğitimine bağlı… Sözüne sahip olamayan, söylediğine sahip çıkamayan, yüksek sesle düşünüp rastgele konuşan ve sözün çıktığı ve geldiği yeri bilemeyen, nasıl iletişimin etkin ve doğru bir paydaşı olabilir ki? Etkili iletişim için; etkin dinleyici olabilmek, ön yargısız olabilmek, açık/net ve anlaşılır olabilmek, beden dilini iyi kullanabilmek, ses tonunu iyi ayarlayabilmek, arkadaş canlısı olabilmek, eleştiriye açık olabilmek, etkili ve doğru soruları sorabilmek, empati kurabilmek, merhamet edebilmek ve kelimeleri doğru seçebilmek gerek… Selam, sevgi ve saygılarımla. https://bit.ly/muzafferceven kanalımı takip etmeniz, linki arkadaşlarınızla paylaşıp destek olmanız, olumlu-olumsuz görüşlerinizi, eleştirilerinizi iletmeniz dileğiyle…









