‘Tarla tokat’, özellikle kırsal bölgelerde, çiftçiler arasında kullanılan bir tâbir… ‘Tarla tokat’, tarım toplumlarının çalışma şartlarını ve çiftçilerin hayat mücadelesini yansıtan bir ifade… Tarla; sınırları belirli ve tarıma elverişli olan toprak parçası… Tarla, bir çiftçinin emek verdiği ve gelir elde etmeye çalıştığı alan… Tarla üzerinde yapılan çalışmalar, sabır, çaba ve dikkat gerektiren bir vetire/süreç… Tokat; hayvan ağılı tarla, bahçe veya mandıra kapısı… Tokat, tarım aletleri arasında yer alan, genellikle toprağı işlemek ve ürünleri hasat etmek için, ağaç veya metal malzemelerden yapılan, toprak işleme ve hasat işlemlerinde kullanılan, toprağın havalandırılması, bitkilerin köklerinin güçlenmesi ve ürünlerin toplanması gibi işlemlerde önemli rol oynayan bir araç… Tokat; el içiyle vuruş; alıp kaçma, zorla alma, çalma, hırsızlık… ‘Tokat’, adını, tok-kat (surlu şehir) ya da arpası bol olduğu için tok-at (besili at)tan aldığı düşünülen, Togayıt Türkleri tarafından kurulduğu sanılan bir ilimiz… Tokat, bir tür ani ve beklenmedik darbe ya da hüsran…
Tarla ve tokat, tarımın temel unsurları… Tarla ve tokat, geleneksel tarım yöntemleri… Bu, geçmişte tarımsal üretimin temelini oluşturmuş; günümüzde bazı bölgelerde tokat vb. geleneksel tarım aletleri hâlâ kullanılmakta… Tarla, bitkisel üretimin yapıldığı geniş alan… Tarla tokat, tarım olmadan yaşamak mümkün değil… Tarla olmadan; buğday, arpa, mısır, pamuk, sebze ve meyve vb. birçok bitkinin yetiştirilmesi imkânsız… Tarla, tarım toplumlarının kültürel ve ekonomik hayatında son derece önemli… Tarla işçiliği, geleneksel tarım yöntemleri ve hasat festivalleri, tarım toplumlarının kültürel mirası… Varlıklı olan birinin yaşadığı alanda yüzlerce insanın barınması mümkün! Köylerin terk edilmesi nasıl bir akıl? Kırsal alanlar, köylerin tarımda üretim merkezleri hâline getirilmesi ve köyde yaşayan insanlarımıza gerçek değerlerinin verilmesi son derece önemli ve gerekli… Hem tarımda hem sanayide söz sahibi olmamız lâzım… Kendimiz üretip tüketmemiz lâzım… Neler yaptık, neler yapmadık ortada… Tarla tokat, bağ bahçe ve köy… Köy, kırsal hayatın mâzideki adı… Keşke, köylerimiz, sanayileşmiş modern tarımın ve hayvancılığın merkezleri olsa… Keşke, tarımın ve hayvancılığın modern usullerle yapıldığı köylerimiz olsa… Tarım, bahçe, tarla, hayvan yetiştiriciliği vb. faaliyetler, ormancılık, balıkçılık, sağlık, küçük girişimcilik, kırsal sanayi, ekoloji (çevrebilim), çevre, turizm, su, konut, eğitim hizmetleri, teknoloji, kadın, çocuk, topraksızların istihdamı vb. programları kapsayan ‘kırsal kalkınma projeleri’ acilen harekete geçirilse… Keşke, köylülerimizin eğitimine ihtimam gösterilse… Keşki, her bir köylümüz, çiftçimiz, ziraat teknisyeni ya da ziraat mühendisi olabilse… Keşke, tarla, bahçe, orman ve tarım alanları katledilmese… Köylerden şehirlere göç edilmese… Üretenler, tüketenlere dönüşmese… Alın teri, alın kiri hâline evrilmese… Sadece varlıklı insanların kendilerine uygun gördükleri barınma alanları (yalılar, köşkler, villalar vb. mekânlar), diğer insanlardan soyutlanmadan, her yer; yeşillik olsa keşke… Varlıksız insanların yaşadıkları yerler (köyler ya da şehrin varoşları) garip bırakılmasa keşke… Tarlada bahçede tarım bir başka… Tarla ve tokat, böylesine mühim…
‘Tarla tokat’; işlerin veya durumların karmaşık ve zorlu olduğu, ancak yine de her şeyin yoluna girmesi gerektiği, bir bakıma, bir işin çok emek ve çaba gerektirdiğinin anlatılması, zorlu ama çözülmesi gereken durumların ifade edilmesi… Çiftçilerin, tarlalarını işlerken, hava durumu, toprak verimliliği vb. faktörler; tarla üzerinde yapılan çabaları, boşa çıkarabilir… Bu, ‘tarla tokat’ ile dile getirilmekte… Tarla, emek harcanan ama bazen karşılık alınamayan emek… Tokat, yapılan emeklerin karşılıksız kalması, beklenmedik zorluklar… ‘Tarla tokat’, zamanla, sadece tarım alanında değil, karşılaşılan zorlukları anlatmak için de kullanılır hâle gelmiş… ‘Tarla tokat’, bireylerin mâruz kaldıkları hayal kırıklıkları ve zorluklarla başa çıkarken kullandıkları bir anlatım biçimine evrilmiş… ‘Tarla tokat’, hem gerçek anlamda hem de mecaz anlamda, hayatın zorlukları, insanın mücadelesi ve bazen de karşılaşılan haksızlıkları veya hüsranı ifade etmekte… ‘Tarla tokat’, olumsuz bir durumu ve insanın bu zorluklarla mücadele etme isteğini ve mücadelesini yansıtmakta… Hayatın cilvesi, insanın ‘tarla tokat’ı yaşaması ve buna rağmen pes etmeden devam etmeye çalışması olsa gerek… Günümüzde, ‘tarla tokat’, kırsaldan uzak şehir hayatını da içine alan bir kavram… ‘Tarla tokat’, yaşanan zorluklarda kararlı bir şekilde mücadelede vermenin, azmin ve nasihat etmenin de iki sözcüğe sığdırılması… Kişisel gelişimde, iş dünyasında, eğitimde vb. alanlarda karşılaşılan engelleri aşmaya çalışan bireyler için, ‘tarla tokat’, moral bozukluğu ve hayal kırıklığının ötesinde bir anlam taşır… Her zorluğun ardından gelen yeni bir fırsattır ve insanın kendi gücünü keşfetmesidir, bu…
‘Tarla tokat’ demeden, ‘tarla tokat’ı anlatan sözler: “Başarı, çoğunlukla zorlukların ardından gelir… Başarı, başarısızlıktan başarısızlığa, heyecanını kaybetmeden gitmektir…” (Winston Churchill)… “Hiçbir şey kolay elde edilmez.” (John F. Kennedy)… Necip Fazıl Kısakürek, eserlerinde insanın varoluşsal mücadelesini, zorluklarla başa çıkma çabalarını dillendirir… Bireysel direnişi ve insanın içsel gücünü yücelten yaklaşımı benimser… Şiirlerinde zorluklarla yüzleşme temasını, bireysel ve toplumsal olarak işler… İnsanın içsel çatışmalarını, zorlukların ve sıkıntıların insana kattığı gücü, direnci ve sabrı vurgular… ‘Sonsuzluk ve Bir Gün’ adlı şiirinde, karşılaşılan engellerin, insanı nasıl olgunlaştıran bir süreç olduğunu ifade eder… Nazım Hikmet Ran, toplumsal meseleleri ve bireysel mücadeleleri işler… Toplumsal ve kolektif mücadeleyi önemser… Şiirlerinde, işçi sınıfının ve halkın karşılaştığı zorluklarla mücadelesini, direnişin ve mücadeleye devam etmenin önemini dile getirir… ‘Kuvâyi Milliye’ ve Yaşamak’ adlı şiirlerinde halkın verdiği direniş mücadelesi, halkın emeği ve çabası üzerinden, zorlukların üstesinden gelme temasını işler… “Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine...”…
Tarla tokat, takım taklavat… Hayatın gerçeği… Hayat, çoğu zaman karmaşık gibi görünen, aslında basit döngülerden ibaret bir serüven… İnsanlık, bu serüven üzerine konuşlanmış… Emek, üretim, paylaşım ve sevgi ya da nefret üzerine kurgulanmış… Toprakla haşır neşir olan eller; yiyecek, alın teri ve hikâye üretir… Toprak dile gelse, daha çok ‘emek ve sabır’ der herhâlde… Toprak, ne ekersek onu biçtiğimiz yer… Emek ise, toprağa karışan ter… Tarla tokat, takım taklavat, tohumun filize dönüştüğü, insana sabrı öğreten büyüleyici bir süreç… Tarlada geçirilen uzun saatlerin bize kazandırdığı, yalnızca fiziksel yorgunluk değil, aynı zamanda ruhsal bir dinginlik… Bu süreçte kullanılan her ‘takım taklavat’, emeğin bir uzantısı… Kürek, tırmık, saban, yaba, diren, bir çift öküz… Bunlar olmadan her birimiz aslında köksüzüz, öksüzüz… Gelenekten geleceğe, alın teriyle değişen dünyalar nasıl mı kuruldu? Tarla tokatla, takım taklavatla, emekle, sabırla… Geçmişte tarla işleri, geçim kaynağı idi, toplulukların sosyal bağlarını güçlendiren örf idi… Hasat zamanı, köy meydanlarında toplanan insanların hikâyeleri, şarkıları ve sevinçleriyle hayat bulurdu… Bugün ise, teknolojiyle tarlalar daha verimli belki, ancak nerde kaldı o eski dayanışma ruhu imece? Değil bu bir bilmece, güldürmece… Elbette olsun, bir traktörün motor sesi, bir biçerdöverin hareketi… Lâkin üretim döngüsünün vazgeçilmezi köyümüz, köylümüz de olsun… Tarla tokat, takım taklavat boş kalmasın…
Takım taklavat, bir üretim aracı değil, bir marangozun testeresinden, bir yazarın kalemine kadar her araç… ‘Hayat’ dediğimiz şey, tarla tokatta yorulan bedenlerin ve takım taklavatlarıyla ter döken ustaların öyküsünden, doğayla ve kendimizle verdiğimiz mücadeleden, işten ve hayata dair bir öğretiden ibaret… Selam, sevgi ve saygılarımla.









