Zırva (Arapça, zırv); saçma, boş, anlamsız söz veya düşünce, anlamsızlık, boşunalık (absürt, hezeyan) temelsiz, niteliksiz şey... Küçümseme veya eleştiri amacıyla söylenen söz... Zırva tevil götürmez ifade (açıklanarak savunulamaz)... ‘Zırva’, ‘zirve’ ile karıştırtılmamalı... Zirve (Arapça, zirveh); en yüksek nokta, tepe, doruk, başarı, itibar, güç ve saygınlık... Zırvadan zirveye mi, zirveden zırvaya mı? Değersiz ve saçma bir şeyin/düşüncenin/kişinin en tepelere, güç ve itibar sahibi olacak kadar yükselmesi ve sonrasında buradaki niteliksizliği ve saçmalığı nedeniyle tekrar aynı şekilde değersizleşip düşmesidir bu... Bu, sadece bir iniş-çıkış hikâyesi değil, döngüsel bir trajedi... Çıkışın özünde, sağlam olmayan zırva var; bu ise, kaçınılmaz bir düşüş demek...
Zırvanın olmadığı yer, nezih, estetik ve anlamlı olan hâl... Zırvanın zirve yaptığı, en bilindik alanlar; siyaset, iş dünyası ve kariyer ve hayatın bir kesiti... Siyasette yapılan popülizm, temeli olmayan, ancak halka hitap eden söylemlerle yükselen siyasetçiler... Medya ve algı... Yeteneksiz, ancak medya gücüyle veya bir grubun desteğiyle zirveye çıkan isimler... Liyakatsizlik, göreve getirilen kişilerin, görevlerin hakkını verememesi ve sonunda itibarlarını kaybetmesi... Gündemde kalma... Bir konunun (zırva da olsa) aniden gündemi ele geçirip (zirve) daha sonra unutulup gitmesi (zırva)... Çapsızlık... Fırıldak tiplerin çıkarlarına göre bir partiden diğerine savrulması... İş dünyasında çabucak elde edilen kariyerin çabucak sönmesi... Balon şirketlerin iflası veya yöneticilerin hızlı yükselişi ve daha sonra itibar kaybedip kovulması... Niteliksiz bir çalışanın, liyakate dayalı olmayan yollarla terfi etmesi ve sonunda başarısız olması... Kültür ve sanatta, kalitesiz bir içeriğin (bir şarkı, video, dizi) anlık bir trendle popüler olması ve kısa sürede unutulup gitmesi... Herhangi bir yeteneği olmadığı hâlde ünlü olmak için ünlü kişilerin (influencer) durumu... Hayatta, kazanılan geçici başarılar, şöhretler ve materyal kazanımlar... Kalıcı ve sağlam olmayan yükselişler... Hukuk adına yapılan aymazlıklar... Politik çılgınlığın trajik ve teatral (tiyatral) misâli Roma İmparatoru Neron ve Roma’nın yanışı... Bu, hukukî ve siyasî çılgınlığın en uç hali... Kendi yönettiği halkın acısını, bir sanat eserinin fon müziği haline getirmek... Neron için devlet, hizmet edilmesi gereken bir kurum değil, başrolünde kendisinin olduğu dev bir sahne... Yangın sonrası halkın öfkesi artınca, Neron, çılgınca bir siyasî manevra yaparak hedef şaşırtır ve faturayı o dönem küçük bir azınlık olan Hristiyanlara keser... Bugün de günümüz dünyasında hâlâ aynı politik figürler var... Yönetici ya da lider olan, kişisel hırslarını ve ideolojik takıntılarını, sisteme angaje eden (bağlayan) figürler... Haydut gibi davranan trampa tipler, aslında müflis tacir gibi davranan tipler... Trampa; takastan farklı... Trampa; bir sözleşme, borç doğurucu karşılıklı olarak mülkiyetin naklî borç işlemi... Takas, borcu sona erdiren bir tasarruf işlemi... Meselâ, yakalanıp paketlenen üzerine çökülen şey görünürde Maduro... Güçlünün hukuku budur, ancak elbette haydut da olur bir gün madara...
Zırvanın zirve yapması, dilli düdüklerin gösterdikleri performans nedeniyle... Böylesi bir durum, tezatlık; bir yükseliş ve düşüş değil, bir kısır döngü aslında... Kalıcı başarı, sağlam bir temel, derinlik, emek ve liyakate bağlı... Geçici, yüzeysel ve temelsiz olan her şey, eninde sonunda gerçek değerine (zırvaya) kalp eder... Sosyal medya ve hızlı tüketim kültürünün hâkim olduğu günümüzde, o kadar çok zırva olan şey ve zırvalayan kimse var ki... Mantıklı olmayan, abartılı veya gerçeklerle örtüşmeyen söylemler ve zırva tipler... Mantıksız veya gerçekleri çarpıtan siyasî söylemler... Zırvalayan bir politikacının, rakiplerini karalamak için asılsız iddialarda bulunması... Eğitimle ilgili mantıksız veya abartılı iddiaların söylenmesi... Bütün öğrenciler için tek tip eğitim modelinin önerilmesi gibi... Bilimsel temeli olmayan veya yanlış bilgi içeren görüşlerin ortaya atılması... Aşıların sağlığa zararlı olduğu düşüncesinin kanıtlar olmadan ileri sürülmesi gibi... Toplumda yaygın olan, ancak mantıksal temeli bulunmayan inançlar veya klişe düşünceler olması... Kız çocuklarının spor etkinliklerinde başarılı olamayacağı vb. düşüncelerin iddia edilmesi gibi... Ekonomi ile ilgili gerçeklerle örtüşmeyen, abartılı veya yanlış alıntı bilgilerin söylenmesi... İşin niteliği düşünülmeden, herkesin eşit ücret alması gerektiği bir sistemin savunulması ve gerçek dışı vaatler gibi... Kültürel normlara veya değerlere aykırı, mantıksız söylemlerin yapılması... Kültürler arasındaki farklılarının, bir kültürün diğerinden daha üstün olduğu fikrinin genelleştirilmesi gibi... Bütün bunlar tek bir sözcükle özetlenebilir: Zırvalamak... Zırvalamayı dillendiren sözler: “Başkaldırıyorum, öyleyse varız. - Konuşmak düzeltmektir. Sessizlik de bir anlam belirtmeseydi, anlamsızlık üzerine kurulmuş tek tutarlı tutum sessizlik olurdu. - Hiçbir şeye inanılmıyorsa, hiçbir şeyin anlamı yoksa hiçbir değere 'evet' diyemiyorsak, her şey olanaklıdır, her şey önemsizdir.” (Albert Camus)... “Varoluş, özden önce gelir.” (Jean-Paul Sartre)... “Modern toplumda birçok insanın mutsuz olmasının sebebi, anlam eksikliğinden kaynaklanan bir varoluşsal boşluk hissetmeleridir.” (Viktor E. Frankl)... “Anlamsız yaşam erken ölümdür.” (Goethe)... “Cahillik bilgiye nazaran daha çok kendine güvenir.” (Francis Bacon)...
Zırvalamak; anlamsız, tutarsız, mantıksız, saçma, gereksiz veya ciddiyetsiz konuşmak anlamında... Hangi durumlarda zırvalanır? Günlük konuşmalarda, bir kişinin söylediklerinin mantıksız veya gereksiz olduğunu belirtmek için... Eleştiri yaparken bir düşünceyi veya görüşü küçümsemek amacıyla... Mizahî dilde, espriyle karışık bir şekilde, karşı tarafın abartılı veya uçuk fikirlerini ifade etmek için... Zırvalamak; resmî yazışmalarda olmaz... Zırvalamak, bir tavrın ve yaklaşımın ifade edilmesi... Ciddiyetin beklendiği ortamlarda, bir bireyin söylemlerinin kabul görmemesine nedendir zırvalamak... Kadim medeniyetimizde, insanın zamanını ve dilini faydasız şeylerden koruması son derece mühim... “İki şey ahmaklığa delalet eder: Hiçbir sebep yokken gülmek; sormadan haber vermek... - Üç şey kalbi katılaştırır: Çok yemek, çok konuşmak, çok uyumak.” (Mâlik bin Dinar)... “Bir kimsenin, kendisine fayda vermeyen şeyleri bırakması, İslam'ın güzelliğindendir.” (İmam Şafii)... “Kur'an kendisiyle amel edilmek üzere indirildi. İnsanlar ise onun sadece okunmasını amel edindiler!” (Fudayl bin İyaz)... “Âdemoğlunun canı dünyadan ancak üç hasretle çıkıyor: Derlediğinden doyasıya yiyememek, emeline varamamak, yapacağı sefer için yeterli azık edinememek.” (Hasan Basri)... “Ahmağı tanımakta en kesin ölçü, onun Allah'a inanıp inanmadığıdır. Böylelerinin deneysel bilgileri, marifetleri hiçbir değer ifade etmez.” (İmam Rabbanî)... “Boş sözden uzak dur. Ey oğul! Aklının hemen kabul etmeyeceği şeyi söyleme. Lüzumsuz laftan, çok gülmekten, şaka ve alaya almaktan, din kardeşinle tartışmaktan sakın. Böyle yapmak saygıdeğerliği götürür, kin ve düşmanlık kapılarını açar... Bir meseleyi yazarken gereksiz kelime kullanma. Az kelimeyle çok şey anlatmaya çalış... Kuru gürültü, boş yere vakit harcamaktır... Fazla lügat parçalayıp yaldızlı söz söyleme. Çünkü bu sözlerin dış görünüşü belki güzel sayılabilir, fakat gerçekte güzel değildir.” (İmam Gazali)... “İlim cehaleti kaldırır, fakat ahmaklığa bir şey yapamaz.” (Abdülhakîm Arvasi)... Necip Fazıl Kısakürek, davasının karşısındaki her türlü fikri ve sözü şiddetle eleştirmiş, anlamsızlığı ve boşluğu sert bir üslupla reddetmiş... Onun için zırva; fikirsizlik, taklitçilik ve Batı hayranlığı... “Benim fikir yolunda verdiğim mücadele, zırva ile mücadeledir.”... Nâzım Hikmet Ran’ın odak noktası ise; emek, halk, hürriyet ve insanlık sevgisi... “Yaşamak şakaya gelmez, büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın...”...
Zır zır yapıp zırvalayan, bir yerlerden fonlanan dilli düdüklere tahammül etmek zor... Daha zor olanı; kanıtı olmayan, alıntı ve bilgi kırıntısı sözlerin oyuncağı hâline gelmek... Birilerinin dayattıklarını sorgulamadan kabullenmek, kendimize yaptığımız en büyük zırva... Düşünme zahmetine katlanıp, sorup sorgulayıp emin olmak ve bilimsel davranmak lâzım... Bilimsel ve dinsel yobazlardan uzak durmak lâzım... Türklüğü Jön Türklük zannedenleri uyarmak lâzım... En önemlisi nemelazımcılıktan arınmak, kendimize gelmek ve kendimize egemen olmak lâzım... Selam, sevgi ve saygılarımla.









