Dayanışma (solidarizm, solidarite); tesânüd, el birliği, hemreylik, toplumu oluşturan bireylerin birbiriyle dayanışma ve yardımlaşma içinde olmasını, birbirine güç ve destek sağlamasını ifade eden psikolojik bir birlik duygusu, kişilerin düşünce ve ortak çıkarlarla birbirlerine karşılıklı olarak bağlanması... Tesânüd (Arapça), ‘sened’ kökünden türemiş... Tesânüd, istinâd (dayanmak, yaslanmak) ve her topluluğun kendi sancağı altında toplanması... ‘Tesânüd’e benzer anlamda olan sözcükler; tekâfül (dayanışma, islamî sigorta), teâvün (yardımlaşma), tezâhür (sırt sırta verme), tenâsur (yardımlaşma), tedâmün (birine destek verme), teâlüf (kaynaşma), teâhî (kardeşlik bağı oluşturma), tevâsül (birbiriyle ilişki kurma)... Dayanışma, sadece kötü durumlarda hatırlanan bir refleks değil; bir medeniyet ölçüsü...
Dayanışma; yardımlaşma, imece, ahilik, yoldaşlık, birlik ve beraberlik, toplumsal huzur ve manevî olgunluk ile alâkalı... Dayanışma; sosyal bir gereklilik ve Hakk’a teslimiyetin icabı... Dayanışma olmazsa, ne mi olur? Amerikan yardımı vb. yardım devreye sokulur... Amerikan yardımı ile ayakta durmaya çalışılır, kadim medeniyet değerlerimizden kopulur… Kendimiz olamadığımız, kendi imkânlarımızla üretemediğimiz müddetçe, sadece sürünürüz… Sıkıntılara katlanamayınca da, her bir meseleye Fransız kalırız... Sonunda, Irak Filistin, Doğu Türkistan ve benzeri bir ülkeye dönüşen ülkemizde, kendi öz yurdumuzda parya oluruz... Dayanışmayı bırakırız, birilerinin bize dayattıklarını kabulleniriz; hainleri kahraman, kahramanları hain sanırız... Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için tek yürek olmalıyız... ‘Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet’ ülküsünde bir ve beraber olmalıyız... Dosta huzur, düşmana korku vermeliyiz... Özümüze, sözümüze sahip çıkmalıyız... Çalıştıkça dinlenmeliyiz... İyi dinlemeliyiz, okumalıyız, araştırmalıyız; sonrasında konuşmalıyız ve yazmalıyız...
Dayanışma nasıl olmalı? Dayanışma, zor günde omuz verme, hayatı birlikte taşıma ahlâkı... Dayanışma; zor zamanlarda (doğal afetler, hastalık, yoksulluk, yas) anlamlı... İşsizlik, adaletsizlik, dışlanma olduğunda; dayanışma acil, somut ve karşılıksız olmalı... Dayanışma; komşulukta, iş arkadaşlığında, aile ilişkilerinde olmalı... Paylaşmak, hal hatır sormak, yük hafifletmek, dayanışmanın esası olmalı... Sadece kriz anında değil, rutin hayatın içinde dayanışma olmalı... Adâlet ve hak arayışında haksızlığa uğrayanın yanında durmaktır dayanışma... Mazlumun sesi olmaktır, sessiz kalmamaktır dayanışma... Bilgide ve emekte öğreneni desteklemektir, bileni paylaşmaya teşvik etmektir dayanışma... Tecrübeyi saklamak yerine aktarmaktır, bilgiyi çoğaltmaktır dayanışma... İhtiyacı olan kişiyi dinlemektir, anlamaktır, yargılamamaktır, onu yalnız hissettirmemektir dayanışma... Bazen yerinde ve güzel söylenen bir sözdür dayanışma... Paradan puldan daha kıymetlidir dayanışma... Dayanışma, samimi olmalı... Dayanışma; eşitleyici olmalı, yukarıdan bakan değil, yan yana duran olmalı... Dayanışma yardım değil; yoldaşlık... Dayanışma, süreklilik taşımalı, bir kerelik değil, devamlı olmalı... İncitmeden olmalı, minnet duygusu üretmeden, onur kırmadan... Yanlışa göz yumarak yapılan birliktelik, dayanışma değil çıkar ortaklığı... Dayanışma; acıyı azaltmak, yükü bölmek, umudu çoğaltmak için... Dayanışma, insan kalmanın en sessiz ve en güçlü yolu olmalı...
Günümüzde dayanışmayı paradoksal hâle getiren nedenler: İletişim yoğunluğu ve hızı... Sosyal temasın azlığı... Kalabalıklar içinde yalnız olunması... Sosyal medyada dayanışmanın ‘etiket’e indirgenmesi... Meselâ, acıların konu malzemesi hâline gelmesi... Gerçek dayanışma; paylaşmanın ötesinde bir durum... Dayanışma; taş taş üstüne koymakla, yük almakla, konuşmakla değil, sorumluluk almakla olur... Dayanışma, duygulanıp harekete geçmekle, gereğini yapmakla olur... Dayanışma, reklam ve gösteriş ile işlevini yitirir... Yaşadığımız dünyada, dayanışma; hak savunuculuğunda, bilgi paylaşımında, sessiz kalanlar adına söz almada yeniden tanımlanmak zorunda... Dayanışma, başkasının yükünü taşımaktan ibaret olmamalı... Sorumluluğun ve yükümlülüğün hepimize ait olduğu anlayışıyla dayanışma içinde olunmalı... Unutmayalım, ancak başkalarına yer açtığımızda ve onlara fırsat verdiğimizde dayanışma etkili olur... Toplum, ancak zayıfını koruduğunda ayakta kalır... Medeniyet, ancak dayanışmayı etik hâline getirdiğinde kurulur... Dayanışmanın önemini dillendiren sözler: “Komşuna yardım et, çünkü komşu hakkı Allah hakkıdır. - İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır.” (Hz. Ali)... “İnsanın tek başına kemale ermesi mümkün değildir; yardımlaşma ve dayanışma ile olgunlaşır.” (İmam Gazali)... “Birlikte rahmet, ayrılıkta azap vardır. - Bir mum diğerini tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmez.” (Mevlânâ Celaleddin Rumi)... “Mümin, müminin aynasıdır; birbirini tamamlar, birbirini korur.” (İmam Rabbani)... “İnsanoğlu bir bedenin azaları gibidir; biri acı çekerse diğerleri de huzursuz olur.” (Sadi Şirazi)... “Bir ulusun büyüklüğü, onun en zayıf bireyine nasıl davrandığıyla ölçülür.” (Nelson Mandela)... “Gerçek bir lider, insanların birlikte çalışmasını ve dayanışma içinde olmasını sağlar.” (Martin Luther King Jr.)... “Birlikte çalıştığımızda, her şey mümkündür.” (Helen Keller)... “Birlikte olmanın gücü, bireyselliğin ötesine geçmektir.” (Desmond Tutu)... “Bir kız çocuğunun eğitimi, toplumun geleceği için en önemli yatırımdır.” (Malala Yousafzai)... “Bütün insanlar için adalet sağlanmadıkça, hiçbir insan için özgürlük sağlanamaz.” (Mahatma Gandhi)...
Kadim medeniyetimizde dayanışma, bireysel bir erdem ve toplumsal bir sorumluluk... Zekât, infak, sadaka... Servetin değil, kalbin temizlenmesi amaç... Ölçü belli, “Komşusu açken tok yatan bizden değildir. - Müminler topluluğu tuğlaları birbirini tutan binaya benzer. - Müminler birbirini sevmekte, birbirine acımakta ve himaye etmekte bir organı hasta olduğunda diğerleri de acı çekip uykusuz kalan bir bedenin organları gibidir.” (Hadis-i Şerif)... Dayanışma; ana babayı ve diğer akrabayı, yakın ve uzak komşuyu, yakın arkadaşı, yetimleri, yoksulları, yolcuları ve kişinin sorumluluğu altında bulunan başka insanları, yardıma muhtaç herkesi kuşatacak biçimde olmalı... Dayanışma, iyilik ve takvâ konularında olmalı; kötülük, düşmanlık ve saldırganlık vb. işlerde değil... Kadim medeniyet değerlerimize göre, dayanışma acının da sevincin de paylaşılması... Zayıfı korumak için güçlüye yüklenen bir vecibe... Gösterişsiz, minnet üretmeden, mağdurun onuru incitmeden... Dayanışmada yardım alan değil, yardım eden sınavda... Felsefede dayanışma, insanın yalnız kalamayan bir varlık oluşuyla ilintili... “İnsan, politik bir varlıktır; yani birlikte yaşamak zorundadır.” (Aristoteles)... “Dayanışma yoksa hayat yalnız, yoksul ve kısa olur.” (Hobbes)... “Ötekinin yüzü, bizi sorumlu kılar.” (Levinas)... Felsefede dayanışma, bir lütuf, iyilik gösterisi değil; etik zorunluluk... İnsan, ancak başkasına karşı sorumluluk aldığında ve toplumsal davrandığında insan olur... Bir toplum, dayanışma sayesinde güçlenir; dayanışma olmazsa çözülür... Güçlü bir toplumda komşuluk canlıdır, güven yüksektir, adâlet duygusu egemendir... Dayanışmanın zayıfladığı bir toplumda, herkes yalnızlaşır; güçlü olan korunur, zayıf görünmez olur... ‘Bana dokunmayan yılan’ anlayışı hâkim olur... Dayanışmanın önemi ve gerekliliği zor anlarda (afetlerde, ekonomik krizlerde, eğitim ve fırsat eşitliğinde) daha iyi anlaşılır... Dayanışma, vicdanımızı rahatlatan sadaka-zekât-hayır vb. iyiliklerle değil; adaletle kalıcı hâle gelir...
Dayanışmayı özetleyen evrensel öz davranışlar: Ana babaya saygı, sıla-i rahim (yakınları ziyaret edip gözetme), yetimleri, yoksulları, kimsesizleri himaye, komşu hakları, sadaka, infak ve ihsan, birlik ve kardeşlik, ziyaret, hediyeleşme, dostlara yemek yedirme ve misafirperverlik... Selâmlaşma, açları doyurma, mescid ve mektep inşa etme... Selam, sevgi ve saygılarımla.







