Kördöğüş (kör dövüşü), genellikle spor veya eğlence amacıyla yapılan, katılımcıların gözlerinin bağlandığı veya başka bir şekilde görmelerinin engellendiği bir dövüş veya güreş... Kördöğüş; dövüş sanatları okullarında, öğrencilerin sadece görmeye bağımlı kalmaması, bunun yerine rakiple teması hissetme ve refleks geliştirme yeteneklerini artırmaları için bir alıştırma yöntemi... Kördöğüşün en belirleyici özelliği, katılımcıların gözlerinin kapalı olması ve bir göz bağı takması... Kördöğüşte dövüşçüler, rakibinin yerini, hareketini ve niyetini anlamak için büyük ölçüde işitme (adımları, nefesi), dokunma (temas) ve sezgiye güvenmek zorundalar... Kördöğüş, ciddiyetten çok eğlence veya eğitim amaçlı... Eğitimde, dövüş sanatçılarına görsel olmayan durumlara adapte olma becerisi kazandırmak için oynanır... Kördöğüşte kurallar, yapılan aktivitenin (güreş tarzı bir mücadele, hafif vuruşların veya yakalamaların serbest olduğu bir dövüş) türüne bağlı...
Kördöğüşü (körler ve fil), yüzyıllardır farklı kültür ve felsefelerde bilginin doğasını, perspektifin önemini ve mutlak gerçeğe ulaşmanın zorluğunu anlatmak için kullanılan güçlü bir anlatı... Bu anlatı; çeşitli disiplinler arasındaki işbirliği eksikliğini ve parçalı algıların getirdiği yanılgıyı vurgulamak için günümüzde de geçerli... Kör döğüşü hikâyesinin en bilinen versiyonu, antik Hindistan’dan ve Jainizm, Budizm ve Sufizm gibi öğretilerden gelmekte... Hikâyeye göre, birkaç kör adam (görme engelli kişi), bir fil ile tanıştırılır ve bu hayvanın ne olduğunu elleriyle dokunarak anlaması istenir... Filin kuyruğuna dokunan kişi, filin bir halat olduğunu söyler... Filin bacağına dokunan kişi, filin bir ağaç gövdesi olduğunu iddia eder... Filin hortumuna dokunan kişi, filin kalın bir yılan olduğunu ileri sürer... Filin kulağına dokunan kişi, filin bir yelpaze veya yaprak olduğunu ifade eder... Filin gövdesine dokunan kişi, filin bir duvar olduğunu açıklar... Her biri kendi deneyiminin mutlak doğru olduğuna inanmış ve şiddetli bir kavgaya (kördöğüşüne) tutuşmuşlar... Zira hiçbiri filin tamamına dokunmamış, sadece dokundukları parçayı tek gerçek olarak algılamış... Bilgi felsefesi (epistemoloji) açısından, ‘Kördöğüş ve Fil’ hikâyesinden öğrendiklerimiz: Hakikatin bütünlüğü ve insanın sınırlılığı... Mutlak gerçeğin (filin), insan deneyiminin sınırlı perspektifleriyle (dokunulan parçasıyla) tam olarak kavranamayacağı... Herkesin deneyiminin, nesnel gerçeğin yalnızca küçük, sübjektif bir yansıması olduğu... Her insanın, kendi sınırlı deneyimlerini evrensel ve değişmez gerçek olarak kabul etme eğiliminde olduğu... Farklı, ancak aynı derecede geçerli kısmî deneyimlere sahip kişilerin birbiriyle çatışabileceği... Çatışmanın (döğüşün) özünde, bilgiye erişimde işbirliğinin ve hoşgörünün eksik olabileceği... Kendi bilgi ve inançlarımıza karşı her zaman ihtiyatlı olmamız gerektiği... Başkalarının bakış açılarının, bizim eksik olan parçamızı tamamlayabileceği...
Günümüzün karmaşık sistemlerinde, organizasyonlarında ve bilimsel disiplinlerde kördöğüşü hep var... Büyük şirketlerde, farklı departmanlar (pazarlama, finans, üretim) aynı iş modeli (fil) üzerinde çalışırlar, ancak her biri onu sadece kendi operasyonel bakış açısından (hortum, bacak, kulak) olarak görür... Meselâ, Pazarlama Bölümü, bir ürünü müşteri memnuniyeti olarak tanımlar; Finans Bölümü, aynı ürünü bir maliyet olarak değerlendirir... Bu kısmî görüşler, stratejik uyumsuzluğa ve kaynak israfına yol açar... Etkili liderlik, çalışanların her birine bu farklı perspektifleri birleştirerek filin tam resmini görme becerisini kazandırmak... Bilimsel araştırmalarda, bir olgu (insan davranışları) Biyoloji, Psikoloji, Sosyoloji ve Ekonomi gibi farklı disiplinler tarafından incelenir... Her disiplin, sadece kendi metodolojisi ve kavram setinin sunduğu kısmı (hortum/Psikoloji, bacak/Biyoloji) doğru kabul eder... Gerçek ilerleme, bu disiplinlerin verilerini ve görüşlerini birleştiren disiplinler arası yaklaşımlarla mümkün... Politik tartışmalarda, farklı ideolojiler (kapitalizm, sosyalizm vb. görüşler); aynı ekonomik veya toplumsal gerçeğe (fil’e) farklı değer sistemleri (parçalar) üzerinden yaklaşır... Her politik görüş, kendi çözümünün tek doğru çözüm olduğuna inanır, uzlaşma olmaz, kutuplaşma olur... Kördöğüşü; tevazuun, erdemin, etik değerlerin, bütüne odaklanmanın önemini anlatan evrensel bir derstir, aslında her birimize... Gerçeğin bütünü görebilmede olduğunu anlayabildiğimizde her bir sorunun üstesinden gelinebilir... Kördöğüşten kurtulmanın yolu, kendi deneyimimizin sınırlılığını kabul etmek ve farklı bakış açılarının (farklı dokunuşların) bir araya getirilmesiyle bütünsel bir anlayışa ulaşmak olsa gerek... Filin ne olduğunu gerçekten anlamak için, körlerin durup birbirlerini dinlemesi ve edindikleri parçaları birleştirmesi lâzım... Her bir sorunun, kördöğüşten çıktığını idrak etmek lâzım...
Kördöğüşü, günümüzde sosyal medya platformları ve algoritmik filtreleme sistemleri sayesinde yeni ve çarpıcı boyutlar kazanmış durumda... Dijital çağda, filin parçaları sadece fiziksel dokunuşlarla değil, algoritmaların bize sunduğu verilerle ve yankı odalarıyla deneyimlenmekte... Algoritma, bir kullanıcının filin sadece kulağına (belirli bir siyasî görüşe veya hayat tarzına) dokunduğunu görürse, bütün sosyal medya akışını sadece o parçayla ilgili içeriklerle doldurmakta... Her kullanıcı, kendi filtre balonu içinde gördüğü gerçeğin (parçanın) tek ve tam gerçek olduğuna inanır... Bu; farklı filtrelere sahip kullanıcıların (meselâ, filin Hortumuna dokunanların) bir araya geldiğinde, karşı tarafın gerçeklik algısını tamamen saçma veya kötü niyetli olarak görmesine neden olmakta... Dijital platformlarda fikir ayrılıkları, mantıklı bir tartışma zemininden çıkar ve kördöğüşüne evrilir... Zira her iki taraf da aynı ortak gerçeğe (bütün File) ulaşacak ortak bir veri setine veya kabul görmüş bilgi kaynağına sahip değildir, maalesef... Yapay zekâ ve veri analizleri, öngörü yeteneğini artırsa da, aynı zamanda kördöğüşü, kördüğüm hâline dönüştürmekte... Bir veri bilimcisi, filin sadece veri seti (kuyruk) kısmını analiz ederken, etik veya toplumsal etki (filin gövdesi) ve diğer kısımlarını ihmal edebilir... Analizler ne kadar doğru olursa olsun, dar bir alana odaklanıldığı için uygulama yetersiz olur... Yapay zekâ modelleri, eğitildikleri veri setlerindeki önyargıları (bir nevi filin sadece o parçasının hatalı algısını) otomatik olarak öğrenir ve bu önyargıları binlerce kat büyüterek toplumsal sorunları derinleştirebilir... Sonuç, doğru görünse de, eksik veya çarpık bir gerçektir sadece, aslında... Çözüm, disiplinler arası çalışmak... Algoritmik şeffaflık... Çoklu perspektif... Uzlaşı... Dijital çağda, fil artık çok daha karmaşık ve çok boyutlu... Bu nedenle, parçalı algıların getirdiği yanılgı tehlikesi de o nispette büyük...
Toplumda rol model olması gereken bireylerin kördöğüşü, en vahim olanı... Bize rol model olması beklenen kişilerin anlamsız, yararsız ve kaba veya yıkıcı çekişmeler, tartışmalar veya mücadeleler içinde olması; hoşgörüyü, öngörüyü, basireti, izanı, irfanı yok eder... Kördöğüşü, herkesin birbirine vurduğu, kimin kime vurduğunun, ne amaçla vurduğunun tam olarak anlaşılamadığı karmaşık, sonuçsuz ve bitmeyen bir kavgaya dönüşür... Böylesi bir kördöğüş, çözülemeyen kördüğüm... Rol modellerinin rehberlik, bilgelik veya yapıcı davranış sergilemesi beklenirken, bunun tam tersi olan karmaşa ve yıkıcılık sergilemeleri... Çekişmelerin yapıcı bir amaca hizmet etmemesi, sadece kişisel hırslar veya küçük meseleler uğruna enerjinin boşa harcanması... Toplumda birlik ve beraberlik yerine, ayrışmayı ve kavgayı derinleştirmesi... Bu durumun çokça görüldüğü yerler: Siyaset... Halkın gözü önünde olan liderlerin sürekli birbiriyle sert, sonuçsuz ve anlamsız çatışmaları... Sanat ve Edebiyat... Toplumsal bilince katkı sağlaması beklenen figürlerin kişisel rekabetler içinde kaybolması... Akademik çevreler... Bilim insanlarının veya düşünürlerin, fikir alışverişi yerine kişiselleştirilmiş ve verimsiz tartışmaları...
Kördöğüşten kör olmayan döğüşe kadar, süreklilik arz eden kavgalarla, tartışmalarla vakit kaybedecek zamanımız yok... Bizimle yüzyıllardır kavgalı olan emperyalistlerin tuzağına düşmeyelim... Dilli düdüklerin gazına gelmeyelim... Sevelim, sevilelim... Devletimizin yanında olalım... Selam, sevgi ve saygılarımla.







