A–B–C kalite sınıflandırması; ürün, hizmet, süreç veya performansın standartlara uygunluk ve değer düzeyine göre ayrılmasını ifade eden genel bir kalite ölçeklemesi... Sektöre göre ayrıntılar değişse de, mantık aynı... A kalite, en yüksek kalite düzeyi... Standartlara tam veya tama çok yakın uyum... Hata oranı çok düşük... Dayanıklılık, estetik ve performans, üst düzey... Uzun ömürlü, güvenilir ve prestijli... Her bir özelliği (renk, şekil vb.) tutarlılığı, ölçü hassasiyeti yüksek... B kalite; kabul edilebilir, orta-üst kalite... B kalitede küçük kozmetik kusurlar olabilir, işlevselliği genellikle etkilemez., standartları büyük ölçüde karşılar, fiyat–performans açısından dengelidir... B kalite ürün, küçük çizik, renk tonu farkı olabilir ama kullanım sorunsuzdur... C kalite; düşük kalite veya ikinci, üçüncü sınıf olarak değerlendirilir... Belirgin kusurlar bulunabilir, estetik ve dayanıklılık düşüktür, standartlara kısmen uyar, ucuz, kısa ömürlü veya geçici kullanım amaçlıdır... C kalite üründe ölçü hatası, yüzey bozukluğu, hızlı yıpranma olur...
Kalite, yalnızca malzeme değil, niyet ve özen meselesi... İşin özü; A kalite, işi hakkıyla yapmak; B kalite, yeterince yapmak; C kalite, olduğu kadar ile yetinmek demek... Bu; kalite türlerinin, farklı disiplinlerde kaliteyi ölçme, tanımlama ve yönetme biçimlerine göre sınıflandırılmasıyla ilintili durum... Ürüne göre kalite türleri: Tasarım kalitesi (ürünün tasarlanması), üretim kalitesi (ürünün tasarıma uygun üretilmesi), malzeme kalitesi (kullanılan hammaddenin niteliği), işçilik kalitesi (ustalık ve detaylara gösterilen özen), fonksiyonel kalite (ürünün, üretime maksadına uygunluğu) ve estetik kalite (ürünün görünümü, zarif olması)... Standartlara göre kalite türleri: Standarta uygunluk kalitesi (ISO, TSE vb.), spesifikasyon (ürünün üretiminde yer alan ayrıntılı verilerin tamamı) kalitesi, yasal uyum kalitesi, belgelendirilmiş kalite (kalite, şartnameye uygunluk)... Kullanıcı (müşteri) algısına göre kalite türleri: Algılanan kalite, beklenti kalitesi, memnuniyet kalitesi ve sadakat kalitesi (ürün teknik olarak iyi olsa da, algı nedeniyle kalitenin düşük olması gibi)... Süreç ve yönetim açısından kalite türleri: Süreç kalitesi, hizmet kalitesi, yönetim kalitesi, kurumsal kalite ve toplam kalite yönetimi (TKY, total quality management -TQM)... Ekonomik ve stratejik kalite türleri: Fiyat-performans kalitesi, maliyet kalitesi, rekabetçi kalite, sürdürülebilir kalite ve katma değer kalitesi... İnsan ve davranış temelli kalite türleri: Ahlâkî kalite, mesleki etik kalitesi, insan kalitesi (bilgi, karakter, sorumluluk), iletişim kalitesi ve karar kalitesi... Sonuç odaklı kalite türleri: Performans kalitesi, çıktı kalitesi, etkililik kalitesi ve verimlilik kalitesi... Zaman boyutuna göre kalite türleri: Anlık kalite, süreklilik kalitesi, istikrar kalitesi, uzun vadeli kalite... Kusur ve hata açısından kalite türleri: Sıfır hata kalitesi, kabul edilebilir hata kalitesi ve toleranslı kalite... Felsefi açıdan kalite türleri: Nicel (ölçülebilen) kalite, nitel (hissedilen) kalite... Kalitenin ruhunu belirleyen şey, niyet... Kalite, bir şeyin pahalı olmasında değil; değer üretmesinde aranmalı... Kalite; bir ürünün niteliği, üretme maksadı, süreç, sonuç ve süreklilik boyutlarını kapsayan bir kavram... Eğitimden yönetime, sanattan topluma kadar her alanda kalite; ölçülebilen kadar hissedilen, görünen kadar anlam üreten bir değer... Kalite; nicelik, nitelik, niyet bileşimi... Kalite, değer üretmeli... Süreklilik arz etmeli ki, medeniyete katkılar ve kazanımlar sağlasın... Kalite, gösteriş odaklı olmamalı; kendimize uygun ve yararlı olmalı...
Kadim medeniyetimizde kalite; ihsan, itkan (her şeyi gereğine göre ve lâyık bir şekilde sağlam ve uygun mükemmellikte yapmak), emanet ve adl (adalet) gibi kavramlarla iç içe geçmiş... Bir işin kaliteli olması uğruna, sadece teknik bir başarı elde etmek için çaba sarf edilmemiş; aynı zamanda ahlâkî bir zorunluluk olduğu düşünülerek gayret edilmiş... Kalitenin ne olduğunu dillendiren sözler: “Allah, sizden birinizin yaptığı işi en iyi (muhkem/itkan üzere) yapmasından memnun olur.” (Hadis-i Şerif)... “Kalite, sadece dış görünüşte değil, işin ruhunda aranmalı. İbadetin ve işin ruhu, ihsandır. İhsan ise Allah'ı görüyormuşçasına bir titizlikle hareket etmektir. - Bir zanaatkâr yaptığı işi en sağlam şekilde yapmazsa, sadece müşterisine değil, kendi karakterine de zarar vermiş olur.” (İmam Gazali)... “Mutluluğun kazanılması, insanın kendi işinde en yüksek yetkinliğe ulaşmasıyla mümkündür. Bir toplumun kalitesi, o toplumdaki bireylerin işlerini sanatlarının gerektirdiği en yüksek dürüstlükle yapmalarına bağlıdır.” (Farabi)... “Bir şehirde zanaatlar ne kadar gelişmiş ve titizlikle yapılıyorsa, o şehir o derece büyük bir medeniyettir. İşini gelişi güzel yapan toplumlar, yıkılmaya mahkûmdur; çünkü kalite, toplumsal düzenin harcıdır.” (İbn Haldun)... “Hangi işi yaparsan yap, ona ruhunu katmazsan o iş ölüdür. Kalp bir kap gibidir; içine ne koyarsan dışına o sızar.” (Mevlana Celaleddin Rumi)... İşin kalitesi, insanın kalbinin aynası misâli... Günümüzdeki ‘Toplam Kalite Yönetimi’ anlayışının ahlâkî ve insanî temelleri, kadim medeniyetimizde atılmış ‘ahilik’ sistemiyle aslında... Ahilik; bir temenniden öte, son derece mühim hayat biçimi... 13. yüzyılda Anadolu’da kurulan ‘Ahilik Teşkilatı’, günümüzün ‘TSE’ standartlarından ve ‘ISO’ belgelerinden çok daha etkili bir denetim mekanizması imiş... Ahilikteki kalite disiplini ve meşhur ‘pabucu dama atılmak’ deyimini bilmeyenimiz var mı? ‘Pabucu dama atılmak’, Ahilikteki en sert kalite denetim cezası... Ahilikte her zanaatkâr, bağlı bulunduğu lonca tarafından sürekli denetlenirmiş... Meselâ, bir ayakkabı ustası (haffaf), dayanıksız veya hileli bir deri kullanarak ayakkabı yapsa ve müşteri şikâyetçi olsa; Ahilik heyeti ayakkabıyı inceleyip gereken cezayı verirmiş... Eğer ayakkabı gerçekten kusurlu ve kalitesiz bulunursa, ayakkabının parası müşteriye geri ödetilirmiş... Hatalı ayakkabı ise ibret-i âlem olması için o ustanın dükkânının damına fırlatılırmış... Dükkânın damında eski ayakkabıları gören halk, o ustadan alışveriş yapmayı bırakırmış... ‘Pabucu dama atılmak’, meslekî itibarın bitmesi ve loncadan dışlanması demekmiş... Kadim medeniyetimizde kalite standartları ve ‘gedik’ sistemi var imiş... Bu sistemde (ahilikte) bir iş yerinin açılması veya bir kişinin ‘usta’ olması tesadüflere bağlı değilmiş... Emanet ve kalite standartı, çok önemli imiş... Üretilen her malın bir standardı varmış... Meselâ, bir ekmeğin gramajı, bir kumaşın dokuma sıklığı belirli imiş... İşte liyâkat aranır imiş... Çıraklıktan kalfalığa, kalfalıktan ustalığa geçişte ‘şed kuşanma’ töreni yapılırmış... Kişi, işinin kalitesini ispatlamadan dükkân açma hakkı (gedik) alamazmış... Kardeş payı ve hakkı gözetilir imiş... Ahiler, kendi aralarında haksız rekabeti yasaklamışlar... Bir esnaf sabah siftahını yaptıysa, yanındaki komşusu siftah yapabilsin diye müşterisini ona yönlendirirmiş... Bu, toplumsal kalitenin korunmasını sağlamış... “Kapını açık tut (misafirperverlik), sofranı açık tut (cömertlik), elini açık tut (yardımseverlik); lâkin gözünü, dilini ve belini bağlı tut (ahlâk).” düsturu, Ahilikte kaliteyi, sadece ürünün sağlamlığıyla değil, yapan kişinin ahlakıyla da bütünleştirmiş... Ahilik teşkilatının tavan fiyat uygulaması (narh koyma, fiyat sabitleme ve aşırı karı önleme) disiplini sayesinde, Osmanlı ve Selçuklu döneminde üretilen mallar ‘Hile-i Şer'iyye’den uzak, dünya standartlarının üzerinde bir sağlamlığa ulaşmış...
Her bir şeyde, kimsede ve hâdisede A kalite, olmazsa olmazımız olmalı... Saygın, âdil bir dünyada yaşamak için... Sömürüye ve zulme geçit vermemek için... Dilli düdüklere meydanı boş bırakmamak için... İnsan olmak ve insan kalabilmek için... Selam, sevgi ve saygılarımla.







